ErayKitap Web Sitesine Hoş Geldiniz !           En İyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir
   Rahman ve Rahim Allah'ın Adıyla    Fıkıh Usulu Hasan Karakaya Fıkıh Usulü İslâm ilim tarihinde müstesna bir yere sahiptir. Fıkıh ile uğraşan herkesin usûle müracat etmesi kaçınılmazdır. Müslümanların hayat­larını İslâmî esaslara göre düzenleyebilmesi için belli bir zihni ve ameli disipline ihtiyaçları vardır. .. Her eser yazıldığı devrin ve içinde yaşadığı toplumun rengini taşır. Okuyacağınız fıkıh usulü de çağımızın ve üzerinde yaşadığımız toprağın problemlerini usûl çerçevesinde ele alarak hizmetinize sunmuştur...



   Fıkıh Usulu Hasan Karakaya    


Boşamaya Zorlamak

BOŞAMAYA ZORLAMAK

 

Herhangi bir erkek, lanı veya eksik ikrahla tehdit edilir ve hanımını bo­şamaya zorlanır da tehdit allında hanımını boşarsa, boşamanın geçerli olup olmayacağı hususunda alimler iki kısma ayrılmışlardır. Bazılarına göre böy­le bir hale maruz kalan erkeğin boşaması geçersiz, diğerlerine göre ise ge­çerlidir.

1. İkrah neticesinde hanımını boşayan kişinin boşamasını geçersiz sayan alimler:

Şafii. Maliki ve Hanbelİ mezhebine mensub olan alimler bu görüştedir.[1] Hz. Ali, Abdullah bin Abbas, Abdullah bin Zübeyr, Cabir bin Semure, Hasan el-Rasrİ, Tavus. Ata, Mucahİd, İkrİme, Cabir bin Zeyd, Kasım Salim, Evzai, İshak bin Rahuye. Yahya bin Kesir, Abdullah bin Numeyr, Hasan bin Salih, el-Müeyved billah ve en-Nasır'ın bu görüşle oldukları nakledilmektedir.[2]

Hz Ömer, oğlu Abdullah, Ömer bin Abdülaziz ve Şureyh el-Kadi'den ise her iki görüş de nakledilmekledir.[3]

Hanifilere göre ise boşama sahihtir.

“Zorlama neticesinde hanımını boşayan bir erkeğin hanımı boş olmaz" di­yen diyen alimler görüşlerine delil olarak şunları zikretmişlerdir:

A. Peygamber  efendimiz (sav) bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor: "Şüphesiz ki, Allah ümmetimin üzerinden hatanın, unutmanın ve kendisi­ne zorla yaptırılan  şeylerin sorumluluğunu kaldırmıştır."[4]

B.Resulullah (sav ) diğer bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor: ''Ameller ancak niyetlere göredir. Kişiye ancak niyet ettiği şey vardır. Kim, Allah ve Ret sulu için hicret ederse, onun hicreti Allah ve Rasulü içindir. Kim­de dünya için hicret ederse, ona ulaşır veya bir kadın için hicret ederse, onunla evlenir. Onun hicreti de hicret ettiği şey içindir."[5]

Bu hadis-i şerifte, amellerin niyete göre olduğu bildirilmektedir. Cebre­dilen kişinin hanımını boşamaya niyeti olmadığına göre, hanımı boş ol­maz.

C. Resulullah başka bir hadisde de şöyle buyurmuştur:

"Kilitli bir durumda iken yapılan herhangi bir boşama ve azad etme ge­çersizdir.”[6]

Hadis-i şerifte "kilitli bir durumda" diye terceme edilen "iğlâk veya ğalak" ifadesinden neyin kastedildği hususunda alimler ihtilaf etmişlerdir.

a. Bir kısım alimler, buradaki "iğlak:kilitli" kelimesinden maksadın ikrah (zorlama) hali olduğunu, çünkü, cebredilen kişinin, adeta bütün kapılar üze­rine kilitlenmiş bir İnsan durumuna düştüğünü, bu nedenle ne yapacağını bi­lemez hale geldiğini ve hanımını boşaması durumunda, boşamanın geçersiz olacağını söylemişlerdir. Bunlara göre hadis-i şerifin ifade buyurduğu mana şudur: Kişiye cebren hanımı boşattırılır veya kölesi azad ettirilirse, hanımı boş, kölesi de azad edilmiş sayılmaz." Nitekim İbn Mâce, bu hadisi rivayet ettiği bölümün başlığında bu manaya işaret ederek, "zorlananın hanımını boşama­sı babı" demiştir.

Ayrıca Buhârî'nin sarihi Ayni, Ebû Davud'un sarihleri Hattabi ve Münzİ-ri, Neylu'I-Evtar sahibi Şevkani, bu hadisteki "iğlak" kelimesinin "ikrah" manasına yorumlandığına dair çeşitli rivayetler nakletmişlerdir.[7]

b. Diğer bir kısım alimler de hadisteki "iğlak" kelimesinden "öfkeli olma" kastedildiğini, öfkesinden dolayı ne söylediğinin farkına varamayan kişinin, hanımını boşaması halinde hanımının boş olmayacağını söylemişlerdir.

Ebû Dâvûd, bu hadisin başında "öfkeli halde hanımı boşamak" başlığını zikretmiş ve hadisi rivayet ettikten sonra da. "galak"ın "öfke" olduğu kana­atindeyim, demiştir.[8]

"Tenkih"adlı kitapta, İmam Ahmed bin Hanbel'in de bu kelimeyi "öfke­li olma" diye izah ettiği zikredilmektedir.[9] Hadis-i şerifte zikredilen "iğlak" kelimesini, "nefsi bunalım, delirmek, ne yapacağını bilmeyecek bir şekilde şaşkın halde olmak" anlamlarına yorumlayan alimler de vardır.[10]

D. "Abdullah bin Abbas şöyle diyor: Sarhoşun ve cebredilenin boşaması geçerli değildir. "[11]

Diğer bir rivayette şöyle demiştir:

"Ne cebredilenin ne de zulmedilenin boşaması geçerlidir.”[12]

 Abdullah bin Abbas, hırsızların zorlaması neticesinde hanımını boşayan İçin de; "bu bir şey ifade etmez" demiştir.[13]

E. İsmail bin Ebu Uveys diyor ki: Abdülmelik bin Kudame, babası Kuda-me bin İbrahim el-Cumahİ'den şunu rivayet etmiştir:

Hz. Ömer'in halifeliği döneminde, bir adam bal almak maksadıyla bir yer­den aşağıya doğru İpi tutarak indi. Hanımı gelip adamın tutunduğu ipin ucun­da durdu ve: "yemin olsun ki beni ya üç talakla boşarsın veya mutlaka İpi keseceğim" dedi. Adam kadına Allah'ı ve İslam'ı hatırlattı. Fakat kadın diret­ti. Bunun üzerine adam onu üç talakla boşadı. Kendisini kurtarınca Hz. Ömer'e geldi. Ona kadınla aralarında geçenleri anlattı. Hz. Ömer de ona: "Ai­lene dön, bu boşanmak değildir" cevabını verdi.[14]

Görüldüğü gibi bu olayda hanımı zorla boşattırmak meselesi zikredilmiş ve Hz. Ömer'in bunu boşama saymadığı rivayet edilmiştir.

Ne var ki Hz. Ömer'den bunun aksi de rivayet edilmiştir. İleride zikredi­lecektir.

F. Ayrıca bu hususta sahabe ve tabiilerden şu görüşler nakledilmektedir:

İmam Şafii, Hammad bin Seleme'den o da Humeyd'den, Humeyd de Hasan el-Basri'den, Hasan el-Basri de Hz. Ali'den şunu söylediğini rivayet eden

"Cebredilen kişinin boşaması boşama değildir."[15]

İmam Evzai, Yahya bin Ebu Kesir'in ve İbn Abbas'ın cebredilerek boşa-yanın boşamasını geçerli saymadıklarını rivayet etmektedir.[16]

Ebu Ubeyd, Hz. Ali'nin, İbn Abbas'ın, İbn Ömer'in, İbn Zübeyr'in, Ata'nm ve Abdullah bin Umeyr'in cebredilenin boşamasını geçerli saymadıklarını zik­retmiştir.[17]

Görüldüğü gibi, zorlama neticesinde hanımını boşayan erkeğin hanımı­nın boş olmayacağını beyan eden alimler, âyetler, hadisler ve sahabe sözle­ri, imamların ictihadları gibi deliller göstermektedirler. Ancak bu deliller ke­sinlik ifade etmeyip zann ifade ettikleri için diğer görüşte olan alimleri İk­na etmemiş, onların da bunlara yakın derecede deliller ileri sürerek görüş­lerinde ısrar etmelerine açık kapı bırakmıştır. Şimdi ikinci görüşte olanları gö­relim:

2. "Zorlama neticesinde hanımını veya vekaleten boşayabileceği her han­gi bir kadını boşayanın boşaması geçerlidir," diyen hanefi alimler görüşleri­ne delil olarak şunları zikretmişlerdir:

a.  Allah Teala bir âyet-i celilede şöyle buyuruyor:

"Ey Peygamber! Kadınları boşamak istediğiniz zaman, iddetleri için­de boşayın..."[18]

Görüldüğü gibi âyet-i cetile genel bir mahiyettedir. Serbest durumla zor­lama hallerini farklı olarak zikretmemiştir. Bu da her haldeki boşamanın ge­çerli olacağını gösterir.

b.  Peygamber efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor:

"Her boşama geçerlidir. Ancak kendi işini yapmaktan aciz olan akıl hastasının boşaması hariçtir."[19] Hadis-i şerifte, akıl hastasının boşaması dı­şında bütün boşamaların geçerli olacağından bahsedilmektedir. Cebredilenin boşaması da bir türlü boşamadır. O da geçerlidir.

c.  Ukaylı, Safvan bin İmran et-Tai'nin rivayet ettiği şu hadisi zikretmek­tedir:

"Bir kadın bıçağı alıp kocasının göğsüne dayamış ve ona: "Eğer beni boşamazsan, seni bıçakla keserim" demiştir. Bunun üzerine adam onu boşamış ve Resulullah'a gelerek, boşamasının geri alınmasını istemiştir. Resulullah da ona: "Boşamada kaylule yoktur" cevabını vermiştir.[20]

Serahsi, iıadis-i şerifte zikredilen "boşamada kaylule yoktur" ifadesinden ya "boşama bozulmaz, geri alınmaz" manasının kastedildiğini, veya bu ifa­deden "'kuşluk uykusu boşamanın gerçekleşmesini engelleyemez. Sen böy­le bir uyku ile imtihan oldun, senin boşaman geçerlidir" manasının kastedil­diğini söylemekte ve birinci görüşü tercih ettiğini belirtmektedir.[21]

d.  Hz. Ali (ra): "Akıl hastasının boşaması dışında her boşama geçerlidir" buyurmuştur.[22] Hz. Ali'nin de her türlü boşamayı geçerli gördüğü, bu itibarla zorla hanımı boşayanın boşamasının da geçerli sayılacağı anlaşılmaktadır.

e.  Ferec bin Fedale, Arar bin Şerahbil'dcn şunu nakletmektedir:

"Bir kadın kocasından nefret ediyordu. Kendisini boşaması için kocasını kandırmaya çalıştı. Fakat kocası kabul etmedi. Bir gün kadın, kocasının uyuduğu bir anda, uzanıp kocasının kılıcını aldı ve onun karnı üzerine koydu. Sonra ayağıyla kocasını dürtmeye başladı. Kocası uyanınca kadın ona: "Allah'a yemin otsun ki, ya beni boşarsın veya bu kılıçla senin işini bitiririm" dedi. Kocası onu boşadı. Sonra Hz. Ömer'e gelerek ondan yardım istedi. Hz. Ömer, kadına ağır sözler söyledi ve ona: "Vay haline! Seni bunlara iten sebeb nedir?" diye sordu. Kadın da: "Ondan nefret etmem" diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Ömer, adamın boşamasını geçerli kabul etti."[23]

f.  Peygamber efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor:

"Üç şey var ki onların ciddisi de ciddidir, şakası da ciddidir: Bunlar, ev­lenmek, boşamak ve tam boşanmamış olan hanımı geri almaktır."[24]

Hadis-i şerifte şaka ile boşayanın boşamasının geçerli olduğu zikredilmek­tedir. Zorlama neticesinde hanımını boşayan. şaka ile hanımını boşayana ben­zemektedir. Çünkü bunlardan her biri boşadığını kendi ağzıyla söylemekte ve doğacak sonuca razı olmamaktadır. Bu nedenle ikrahla boşayanın boşa­ması da geçerlidir.

g.  Ömer bin Abciülaziz'in de zorlama ile hanımını boşayanın boşamasını geçerli saydığı rivayet edilmektedir.[25]

h. Said bin cl-Müseyyeb'e: "Bir adam oğlunu döverek hanımını boşattır­dı denilmiş, Said de: "O adam ne kötü bir iş yapmış" cevabını vermiştir. Sa-id'in bu sözünden boşanmanın geçerli olduğu anlaşılmıştır.[26]

ı) Hz. Ömer'in şöyle söylediği rivayet edilir: "Dön şey vardır ki aynı renk­tedir. Kapıları kapalıdır, onlardan dönüş yoktur: Bunlar, boşamak, azad et­mek, evlenmek ve bir şeyi adamaktır."[27]

Görüldüğü gibi bu görüşe ınensub olan alimler de bir kısım deliller ileri sürmüşler ve görüşlerinin isabetli olduğunu isbatlamak istemişlerdir.

Alimlerin çoğu, birinci görüşte olanların delillerini kuvvetli bulmuş ve zor­lama İle hanımını boşayarun boşamasının geçersiz olacağını söylemişlerdir. Şafiiler, Malikiler ve Hanbeliler bu görüştedirler. Biz de bu kanaatteyiz.

Ancak, birinci görüşü benimseyip, zorlama ile boşayanın boşaması geçer­sizdir, diyen alimler de zorlamayı iki kısma ayırmışlardır. Bunlara göre, kişi ya haksız yere hanımını boşamaya zorlanır. Bunun boşaması geçersizdir. Ve­ya haklı bir sebebten dolayı hanımını boşamaya zorlanır. Bu taktirde boşa­ması geçerli olur. Mesela, hakim hanımına yaklaşmayacağına yemin eden ki­şinin, dört ay sonra yeminini bozup hanımına yaklaşmaması halinde, yemin yapan bu adamı karısını boşamaya zorlar ve bu da boşarsa işte böyle bir zor­lama haklı olduğu için boşamanın sıhhatine engel olmaz.[28]

 

 



[1] Bu hususta bkz. Muğni’l-Muhtac, c. IV, sh. 137: Tefsir el-Kurtubi, c. X, sh. 180, 191. Ibn Kudame, el-Muğni, c. VII, .sh. 118

[2] Bu hususla bkz. İbni Kudame, el-Muğni, c. \'ll, sh. 118, Tefsir el-Kurtubi, c. X, sh.

180-191; I'lâm el-Muvakkiin, c. IV, sh. 52; Neylu'l-Evtar, c. VI, sh. 265; Haşiyetu Hattabi alâ Ebû Dûvûd, c. II, sh. 643

[3] Bu hususta adı geçen kaynaklara ilaveten  bkz. Umdetu'l-Kari, c. XX, sh. 250-251: es-Seraitsi, el-Mebsut, c. XXIV. sh. 41,42,43

[4] İbn Mâce, Kit. Talak, bab: 16. hn.2043, 2045; Mecma ez-Zeuaid, c. VI, sh. 250. Bu hadisin kritiği İçin evlenmeye zorlamak bölümünün baş tarafına bakınız.

[5] Buharı, Kit. Bedu'1-Vahy, bab: 1, Kit. ilk, bab: 6, Kit. Menakıbi'l-Ensar, bab: 45, Kit. el-Eynıan, bab: 23, Kit. İkrah, bab: 1, Kit. el-Hiyel, bab: 1; Müslim, Kit. el-İma-re, Bab: 155, hn. 1907, (Metin Müslim'e aittir); Ebû Dâvûd, Kit. Talak, bab: 11, hn. 2201; Nesei, Kit. Ta ha re, bab: 59, hn. 75, Kit. Talak, bab: 34, hn. 158, Kit. Eyınan, bab: 19; İbn Mâce, Kit, Zühd, bab: 26, hn. 227; Müsned, İmam Ahmed, c. I, sh. 25, 43; Tirmizi, Kit. Fedailu'l-Cihad, bab: 16, hn. 1647; Ebu İsa, bu hadisin "hasen ve sahih" olduğunu söylemiştir.; Diğer yandan Müslim hadislerinin kritiğini yapan Mu-hammed Fuad Abdulbaki, şöyle diyor: "Bu hadis sahabe, tabiin, tebai tabiin ve et-bai tebei tabiinlerden birer kişi tarafından rivayet edilmiştir. Ve daha sonraki dö­nemlerde çok kişiler tarafından rivayet edilmişse de "mütevatir" sayılmayıp "meş­hur" hadis sayılmıştır. (Bkz. Müslim, c. II, sh. 115-116)

[6] îbnMâce, Kit. Talak, bab: 16, hn. 1046; Ebû Dâvûd, Kit. Talak, bab: 8, hn. 2193; Müsned İmam Ahmed, c. VI, sh. 276; Hakim. el-Müstedrek, c. II, sh. 198; Ebu Ya­la ve Beyhaki'den naklen Neylu'l-Eutar, c. VI, sh. 265.

Şevkani, "Bu hadisin senedinde Muhanııned bin Ubeyd bulunmaktadır. Ebu Hatim er-Razi bunun zayıf biri olduğunu söylemiştir" diyor. (Bkz. Neylu'İ-Evtar, c. VI, sh. 265)

Muhammed Şeınsu'1-Hak da; "Bu hadisin ravileri arasında Muhammed bin Ubeyd eİ-Mekkİ bulunmaktadır. Bu zat çok az hadis rivayet eder. Bunun hakkında Ebu Ha­tim "zayıf biridir" demiştir. Takrib adlı kitapta da aynı şey söylenmiştir" demiştir. (Bkz. Dârakutnî haşiyesi, c. IV, sh. 36)

Bu hadisin İbn Mâce'deki metni Ebû Dâvûd'daki metninden bir hemze fazlasıyla fark­lıdır. İbn Mâce'de; "... iğlak", Ebû Dâvûd'da, "ğalak" şeklindedir. Fakat Ebû Davud'un bazı nüshaları da îbn Mâce'nin metni gibidir. Hadisin metninin farklı olu­şu da manası hakkındaki ihtilaflara vesile olmuştur.

[7] Bkz. îbnMâce, Kit, Talak, bab: 16; Umdetu'l-Kari, c. XX. slı. 250-251; Neylu'l-Evtar, c. VI, sh. 265, Ebu Dâvûd Haşiyesi, c. II, slı. 643

[8] Ebu Dâvud, Kit. Talak, bab: 8, hn. 2193.

[9] Bkz. Dârakutnî, Talik el-Muğni, o IV, slı. 36

[10] Bkz. Dârakuinî, Talik el-Muğni, c. IV, sh. 36

[11] Buharı, Kit. İkrah, bab: 11; I'lam el-Muvakkiin, c. IV, sh. 52; Neylu'l-Evtar, c. VI, sh. 267

[12] Adı geçen son iki kaynak

[13] Buharı, Kit. İkrah, bab: 1; Neylu'l-Evtar, c. VI, sh. 267; İ'lamul Muvakkin, c. IV, sh. 52

[14] Neylu'l-Evtar, c, VI, sh. 265; İ'lam el-Muvakkiin, c. IV, sh, 52; İbni Kudame, el-Muğni, c. VII, sh. 119; "Munteka el-Ahbar" isimli eserin sahibi, bu hadiseyi Said bin Mansur ve Ebu Ubeyd bin Selinin rivayet etmişlerdir, demiştir... / ... Şevkani ise, bu hadiseye yorum yaparak şunları söylemiştir. Ömer bin Hattab'dan nakledilen bu hadisenin senedi kopuktur. Çünkü bunu Abdülmelik bin Kudame, babası Kudame bin Muhammed'den, Kudame de Hz. Ömer'den rivayet etmekte­dir. Halbuki Kudame Hz. Ömer'e kavuşmamıştır. Hz. Ömer'den bunun tam zıddı da rivayet edilmiştir. (Bkz. Neyiu'l-Eviar, v. VI, sh. 267-268)

İbni'l-Kayyim el-Cevzi de bu hadiseyi zikrettikten sonra şöyle diyor: "Abdurrahman bin Mehdi de, bu olayı Abdulmelikden rivayet elmiş ve İsmail bin Uveys'e tabi ol­muştur. Hz. Ömer'den nakledilen meşhur görüş budur. Ancak, Ebu Ubeyd, Yezid'in Abdülmelik bin Kudame'den onun da babası Kudame'den aynı oiayı naklettiğini, fakat bunun rivayetine göre, Karısını boşayan adam, durumu Hz. Ömer'e arzedin-ce, Ömer de hanımını ondan ayırdı (boşaltı) denildiğini zikretmekte ve sonra Ebu Ubeyd şunları söylemekledir. Hz. Ömer'den bunun zıddı da. nakledilmiştir. Bu eser dışında sahabelerden zorla karısını boşayanın boşamasını geçerli sayan hiç­bir eser nakledilmemiştir. I iz. Ömer'den nakledilen bu hadise de İhtilaflıdır. Doğ­ru olan rivayete göre Ömer Ira) kadını, adama iade etmiştir. Bunun zıddı olan gö­rüş kabul edilse de, zoria boşamanın geçerli olacağına kesin bir delil olamaz. Çün­kü Ömer bunu, daha sonraki günlerde kan kocanın birbirlerine karşı net olama­yacakları maslahatına binaen yapmış olabilir demiştir. (Bkz. İ'lam el-Muuakkiin, c. IV, sh. 52-53)

[15] I'lam el-Muvakkin, c. IV, sh. 52 vd.

[16] İ'lam el-Muuakkin, c. IV, sh. 52 vd.

[17] İ'lam el-Muvakkin, c. IV, sh. 52vd.

[18] Talak, 1

[19] Tirmizi, Kit. Talak, bab: 15. hadi no: 1191; Bu hadisi allı sahih hadis kitapların­dan sadece Tirmizi rivayet etmiş ve hadis hakkında şevle demiştir: "Bu hadisin, sadece Ata bin Aclan yoluyla senede bağlandığını biliyoruz. Ata'da zayıf ve hadis­leri yitiren birisidir. Bununla birlikte sahabeler ve diğer ilim erbabı, bu hadisle amel etmişler, aklını yitirmiş derecede akıl hastası olanların boşamalarını geçersiz say­mışlardır. Ancak, aklı gelip giden biri olur da aklı başında bulunduğu anda hanı­mını boşarsa bunun boşaması geçerlidir." (Bkz.A.g.e.)

[20] Neylu'l-Evtar, c. VI, sh. 267-268, Şevkani diyor ki: "Bu hadisi sadece Safvan bin Imnın rivayet diniştir. Bazı alimler bu hadisin hükmünün hanımını boşamaya zor­lanma anında boşamayı da niyet ederek hanımını boşa yan için geçerlidir, demiş­lerdir." (Bkz. son kaynak)

[21] es-Serahsi, el-Mebsut, c. XXIV. sh. 40,41,42. Serahsi birinci yorumunu "kaylule" kelimesinin "ikale" kelimesiyle aynı kökten olma ihtimaline dayandırmış ikinci yo­rumunu ise, "kaylule"nin kuşluk uykusu manasına geldiği ihtimaline göre söylemiş­tir. Hadisenin, adam kuşluk uykusunda iken kadın tarafından planlandığını söy­leyen rivayet, bunu desteklemektedir.

[22] Buhâri, Kit. İkrah, bab: 11

[23] Umdetu'l-Kari, c. XX. sh. 250-251; es-Serahsı. el-Mebsut, c. XXIV, sh. 40. Bedret­tin el-Ayni. bu olayı naklettikten sonra şöyle diyor: "Abdullah bin Ömer'den ve Ömer bin Abdülaziz'den de aynı şey nakledilmiştir. Sabi, İbrahim en-Nehai, Ebu Kilabe, İbnu'l-Müseyyeb, Şureylı de aynı sevi söylemişlerdir. İbn Hazma göre Zuh-ri, Kala de, Said bin Cubeyr de aynı görüşledirler. Ebu I lanife ve arkadaşları bu gö­rüşü almışlardır." Umdetu'l-Kari, c. XX, sh. 250-251;

[24] İbn Mâce, Kit. Talak, bab: 13, hn. 2039; Ebû Dâuud, Kil. Talak, bab; 9, hn. 2194; Tirmizi, Kit. Talak, bab: 9. hn. 1184; Darakutnî, c. IV. sh. 19. Bu hadisin kritiği için evlenmeye zorlamak bölümüne bkz. Hadisin senedindeki Abdurrahman aleyhin­de konuşulmuştur.

[25] es-Serahsi, el-Mebsut, c. XXIV, sh. 40, 41, 42

[26] es-Serahsi, el-Mebsut, c. XXIV, sh. 40, 41, 42

[27] es-Serahsi, el-Mebsut, c. XXIV, sh. 40, 4l, 42

[28] İbni Kudaıne, el-Muğni, c. VII, sh. 118; Muğni'L-Muhtac, c. IV sh  137 Bkz Bakara 2/225, 226, 227.




 


Ana Sayfa


________________ oOo _________________

<> ErayKitap Web Sitesine Hoş Geldiniz En İyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir.<>