ErayKitap Web Sitesine Hoş Geldiniz !           En İyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir
Namaz Tevhid ve Meseleler


Tevhid Ve Namaz

Din

"Allah nezdinde hak din İslâm'dır.Kitap verilenler,kendilerine ilim geldikten sonra,aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler.." (Ali İmran Suresi-19)

Kim, İslâm'dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır. (Ali İmran Suresi - 58)

Din
Din irade sahibi akıllıları muhatap alır.

Din sözcüğü, söyleyiş şekli değişmeksizin Türkçe'ye girmiştir. Kelime, gerek İslâm öncesi Arapça'sında gerekse Kur'ân ve Sünnet'te oldukça yaygın bir şekilde kullanılmıştır. Bunun tabiî bir sonucu olarak da din sözcüğü İslâm tarihi boyunca, bütün çeşitliliğiyle ve farklı oranlarda yoğun olarak, kaynaklarda, ilmî ve edebî eserlerde, sözlü ve yazılı anlatımda, İslâmî ilimlerin anahtar terimlerinin en başında yer almıştır.

Aynı kökten gelen ve yüce Allah'ın sıfatı ya da ismi olarak kullanılan "ed-Deyyân", yapılan işlerin karşılığını veren, kahreden, yani istediğine zorlayan, egemen, hikmetle yöneten,hesaba çeken, hiçbir ameli karşılıksız bırakmayıp hayra da şerre de karşılık veren demektir.
(Mecdü'd-Dîn İbnu'l-Esîr, en-Nihâye fi Garîbi'l-Hadis, Beyrut 1399/1979, II, 148)

"Mütedeyyin" ise, Allah'ın dinine teslim olan, itaatkâr, öldükten sonra hesap ve cezaya inanan kimse demektir. (Şehristânî -I, 38).

Istılah Olarak Dinin Anlamı:
"Yüce Allah'ın, kullarının kendisi vasıtası ile hakka ulaşmaları için peygamberleri aracılığı ile akıl sahibi insanlara tebliğ ettiği, onları dünya ve âhiret mutluluğuna kavuşturan sistem, Allah'ın koyduğu hükümler." anlamındadır. Bu anlamıyla din hem inanç konularını hem de amelî konuları kapsamaktadır.

Mevdûdî, Kur'ân-ı Kerim'de "din" kelimesinin anlamına ayırdığı incelemesinde şunları söylüyor: "...Bu bakımdan "din" kelimesinin "Kur'ân-ı Kerim'de eksiksiz bir düzeni ifade ettiği görülür. Söz konusu bu düzen şu dört unsurdan meydana gelir:

1. Hâkimiyet ve yüce egemenlik.

2. Bu yüksek egemenlik ve hâkimiyete itaat edip boyun eğmek.

3. Bu hâkimiyetin otoritesi altında meydana gelen fikrî ve amelî düzen.

4. Bu düzene uymaya ve ihlâsla bağlanmaya karşı bu yüce egemenliğin verdiği mükâfat veya karşı gelmek halinde isyan etmeye verdiği ceza.
(Mevdûdî Kur'ân'a göre Dört Terim, s. 103)


O İslâm ki, yalnız dâva, yalnız dirayet, yalnız dille ifade edilen söz, yalnız kalpte cereyan eden tasavvur, yalnız şahısların namazda, hacda, oruçta eda ettikleri vecibelerden ibaret değildir. İslâm, teslimiyettir, itaat ve tabiiyettir, Allah'ın kitabının kulların hayatına hâkim olmasıdır. Bugün 'biz müslümanız' deyip de Allah'ın kitabı ile hükmetmeye çağırıldıkları zaman ondan yüz çevirip arkalarını dönenler de ehl-i kitab'a benzemektedirler.

Zira onlar da dîni insanların günlük hayatına, ekonomik, sosyal, hatta ailevî ilişkilerine sokmayı lüzumsuz sayarlar. Bunlar, ileri sürdükleri bu iddialar ile birlikte müslüman olduklarını söylemekten de geri kalmazlar. Hiçbir dînî esasa dayanmayan bu gaflet ile ehl-i kitab'ın ileri sürdüğü zan ve iddiaların farkı yoktur. Her iki grup da dînî esaslardan sıyrılmakta farksızdırlar.

Halbuki bu dînin birtakım ayırıcı özellikleri vardır ki, onlar olmayınca din de olmaz: Allah'ın şerîatına itaat, Allah'ın Rasûlü'ne uyma, Kitabullah'ın ahkâmına teslimiyet. İşte tevhîd akidesinin gerçeği bunlardır. Ayrıca din, beşer hayatının tanzimi için teşrîi kanunları da tazammum eder. Dînin gayesi sadece ahlâkı güzelleştirmekten, vicdanî şuuru uyandırmaktan, ibadet ve inançtan ibaret değildir. Böyle bir din olamaz. Din, Allah'ın insanoğlu için tespit ettiği bir hayat programıdır, insan hayatını yaratıcının yoluna bağlayan ve Allah'ın kudret eliyle çizilen bir hayat nizamıdır.

Allah'ın dinine iman eden müslüman, Allah'tan bu dinin şahitliğini talep eder. Bu dine, insanların açıkça göreceği ve onlara güzel bir örnek teşkil edecek tarzda hakkıyla bağlanmalıdır. Kâinatta mevcut olan diğer bütün nizamlara ve teşkilâtlara karşı bu dinin üstünlüğüne ve yüceliğine iman etmeli, kendi nefsini, meslesini ve hayatını canlı bir şekilde Allah'ın çizdiği bu programa tahsis etmelidir.

Onlar, cemiyet ve ferdin dayanağını Allah'ın kudret elinden çıkan o yüce programa oturtmayıp, böyle bir cemiyet meydana getirmedikçe şahit olamazlar. Müminler İlâhî program tahakkuk ettirmeye mecburdurlar. İşte bu, Allah yolunda ölümün, yani ilâhî dinin ortaya koyduğu ve bizzat yaşamaktan daha hayırlı telakki ettiği şahadetin ta kendisidir... Müslüman olduğunu iddia eden her insan üzerine, "Bizi Şahit olanlarla beraber yaz." niyazı (Âli İmrân Suresi - 53)

Allah ile akdedilen bir bey'attır. Her mümin dînî bir hayatın ihyası ve toplumun huzur ve refahı arzusuyla bu ilahi nizamı gerçekleştirmek için cihat etmek zorundadır. Bunu yapmıyorsa ya şahadetinde yalancıdır veya bu dinin gaye edindiği şahadetin zıddını yapmak gayretindedir. Mümin olduklarını iddia ettikleri halde, insanları Allah'ın dininden uzaklaştıranların vay haline.

Din diyince aklımıza gelen nelerdir:

1)-Karşılık veren

2)-Kahreden,istediğine zorlayan

3)-Egemen ve hakim

4)-Hikmetle yöneten

5)-Hesaba çeken

6)-Hiçbir ameli karşılıksız bırakmayıp hayra da şerre de karşılık veren

7)- Dünya ve âhiret mutluluğuna kavuşturan sistem, Allah'ın koyduğu hükümler. Bu anlamıyla din hem inanç konularını hem de amelî konuları kapsamaktadır.

8)- Mutlak Olarak Din: İtaat, Boyun Eğme, İbadet:

9)-Kıyamet ve Ceza Günü:

10)-Kanun, Hüküm, Şerîat

11) -Hüküm ve Yargı

12)-Hâkimiyet ve yüce egemenlik

13)-Bizzat dinin (yani hayatın her alanında kabul edilen inanç, egemen düzen, kişisel ve toplumsal ilişkiler, eşya ve kâinat münasebetleri, değer yargıları v.s.'nin) kendisi.

14)-Bu yüksek egemenlik ve hâkimiyete itaat edip boyun eğmek.

15)-Bu hâkimiyetin otoritesi altında meydana gelen fikrî ve amelî düzen.

16)- Bu düzene uymaya ve ihlâsla bağlanmaya karşı bu yüce egemenliğin verdiği mükâfat veya karşı gelmek halinde isyan etmeye verdiği ceza.

17)-Boyun eğmek, itaat ve ibadet etmek

18)-İnanç ve ibadet:

19)- Hayır olsun, şer olsun karşılık:

20)- Kahretmek, mecbur etmek: Egemen ve hâkim Allah'ın "ed-Deyyan" ismi bu anlamdadır


Hadis-i şeriflerde de "din" kökünden türeyen kelimeler çeşitli tip ve anlamlarıyla kullanılmıştır.

1. Boyun eğmek, itaat ve ibadet etmek: "Akıllı kişi nefsine boyun eğdiren ve onu (Allah'a) ibadet ettirendir.

2. İnanç ve ibadet

3. Hayır olsun, şer olsun karşılık:Nasıl davranırsan, öyle karşılık görürsün.

4. Kahretmek, mecbur etmek: Egemen ve hâkim Allah'ın "ed-Deyyan" ismi bu anlamdadır.

Bu girişten sonra "din" kelimesinin ıstılâhî mânâsı üzerinde duralım. Istılâh "ittifak" mânâsındadır. Ulemanın, bir sözü kelime mânâsından çıkarıp, başka bir mânâda kullanmak için ittifak etmeleri oldukça önemlidir. İslâm uleması "din" kelimesini, Allahû Teâla (cc) tarafından vahiy yoluyla indirilen, insanları dünyada ve âhirette kurtuluşa erdiren itikadî ve amelî nizamdır, şeklinde tarif etmiştir.

Bu tarifteki "itikadî ve amelî nizam" hükmü üzerinde iyi düşünülmelidir. Dikkat edilirse ideolojilerde belirli bir tezi (inancı-itikadı) ve o tezin tabiî sonuçları olan hükümleri beraberlerinde getirmektedirler. Bu noktada; ideolojilere de, bir "din" diyebilir miyiz? suali karşımıza çıkar.

Bazı çevreler buna "evet" demeyi âdet haline getirmişlerdi. Halbuki eksiktir. Zira, Allah (cc) katında yegâne din İslâmdır. İslâm'ın dışındaki bütün itikadî ve amelî sistemler bâtıl'dır. Ancak bütün ideolojilerin, tıpkı bir din gibi muamele görmek arzusunda oldukları gizlenemez. Bu noktada karşımıza tâgût kavramı çıkar..

“Cahiliyye döneminde Araplar; "din" kelimesini, örf ve âdet mânâsına kullanıyorlardı. Her kabilenin örf ve âdetlerini çok iyi bilen bir tâğûtu vardı ve kabile fertleri tâğûtun huzurunda muhakeme olurlardı. Ayrıca bütün kabilelerin temsil olunduğu "Dâru'n-Nedve" bir parlamento özelliği gösteriyordu. Bu parlamentoda, bütün Arapları bağlayıcı kanunları çıkarılırdı.

Arapların kendi aralarındaki meseleler ve diğer kavimlerle olan ilişkilerde, tek karar merkezi Dâru'n-Nedve'dir. Nitekim Resûl-i Ekrem (sav)'e suikast düzenlenmesiyle ilgili gizli toplantı Dâru'n-Nedve'de yapılmıştır. [1]

“Kim dinini münaşakalara hedef yaparsa çok sık görüş değiştirir”(Ömer b.A.Aziz.Sünneni Darimi-1/91,K.M..29)


EBUBEKİR YASİN Kuran ve Sunnetin aydınlığında buluşmak ümidi ile…


   [1]: Bu Bilgilerin Derlendiği Kaynaklar ..:
Fıkıh Uslu H.Karakaya,
Dört Terim,Beyan y.e. Mevdudi,
Kur’an’da Tevhit M.Kubat Şafak y.e.,
Kelimeler ve Kavramlar Y.K.oğlu inkılap y.e.,
Kavramlarla İman Esası A.M.Toprak Buruc y.e.
Şamil İslam ansiklopedisi(Şias) Şamil y.e…
Bu kitaplarından derlenmiştir yazar ve yayın evi sahiplerinden Yüce Allah razı olsun.


Önceki Sayfa
eraykitap
Sonraki Sayfa




ErayKitap Web Sitesi ! En İyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir
Eraykitap Web Sitesini, facebook, twitter gibi diğer sosyal ağlarda paylaşabilir, bilgisayarınıza indirebilir,Ayeti Kerimeleri ve Hadis-i Şerifleri ödev ve tezlerinizde kullanabilir ve siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin site ve bloglarınızda yayınlayabilir ve kopyalayıp, çoğaltabilirsiniz. Standart Ekran Çözümü: 1024 x 768 | Sistem: İnternet Explorer + Google Chrome ve Mozilla Firefox'da daha verimli çalışmaktadır