ErayKitap Web Sitesine Hoş Geldiniz !           En İyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir
Namaz Tevhid ve Meseleler



İmana Zülum Karıştırmak İmana Zülüm Katmak

"Allah'a ortak koşma, çünkü şirk büyük bir zulümdür."
(Lokman Suresi: 13)


“İman edenler ve bu imanlarına zulüm karıştırmayanlar var ya, güven işte onlar içindir, doğru yolda olanlar onlardır.” (EnamSuresi: 82)


İbn-i Cerir, İbn-i Müseyyeb'den şöyle rivayet eder: Ömer b. Hattab (Allah ondan razı olsun) "İman edenler ve imanlarına bir zulüm karıştırmayanlar..." ayetini okuduğunda büyük bir korkuya kapıldı. Ardından Ubey b. Ka'b'a gidip, ey Eba Munzir, Allah'ın kitabından bir ayet okudum ki, buna göre kurtuluş imkânsızdır. Ubey b. Ka'b:


Hangi ayettir bu? diye sordu. Bunun üzerine Ömer (Allah ondan razı olsun) ayeti okudu ve hangimiz kendisine zulüm etmez diye ekledi. Ubey b. Ka'b, `Allah seni affetsin, yüce Allah'ın şöyle buyurduğunu işitmedin mi: "Şirk büyük bir zulümdür." İmanlarına şirk karıştırmayanlar" demek isteniyor' dedi.

Yine İbn-i Cerir, Ebul Eş'ar'dan, o da babasından şöyle rivayet eder: Zeyd b. Sevhan Selman'a sordu: `Ey Ebu Abdullah, Allah'ın kitabından bir ayet beni çok etkiledi': "iman edenler ve imanlarına zulüm karıştırmayanlar..." Bunun üzerine Selman (Allah ondan razı olsun) `Burada kastedilen Allah'a ortak koşmaktır' dedi. Zeyd, `Bunu senden duymamış olsaydım hiçbir zaman sevinmeyecektim. Sanki sahip olduğum her şeyi kaybedip yeniden bulmuş gibi oldum' dedi.


“Lokman, oğluna öğüt vererek: Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma! Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür, demişti.”
(Lokman-13)


Esasen zâlimlere, zihnen ve kalben meyletmek dahi büyük bir tehlikedir.


Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de: "Bir de zulmedenlere meyletmeyin. Sonra size ateş dokunur. Zaten sizin Allah'tan başka yardımcınız yoktur. Sonra (zâlimlere meylettiğiniz için) Allah'dan da yardım göremezsiniz."hükmü beyan buyurulmuştur.


Zâlimlere kalben meyletmek ve zulümleri karşısında sessiz kalmak, başlı-başına bir fâciadır. Onlarla işbirliği yapmak ise, cinayet hükmündedir. Firaset sahibi mü'minler, bu inceliği kolayca kavrayabilirler.(Kelime ve Kavramlar Yusuf Kerimoğlu)


Peygamberimizin (a.s) arkadaşlarının yaşadığı dönemin esintilerinden birini duymak istiyoruz. O dönemde Kur'an onlara, yeni yeni iniyordu, ruhları onu yavaş yavaş sindiriyordu. Onunla yaşıyor ve onun için yaşıyorlardı. Olağanüstü bir ciddiyet, dikkat ve sorumluluk duygusuyla ona yaklaşmış, işaretleri, ilhamları ve gerekleriyle içiçe yaşamışlardı. Bu durum karşısında ürpermekten kendimizi alamıyoruz, dehşetten dona kalıyoruz. Bu eşsiz insan topluluğunun durumunu ve çeyrek yüzyıl gibi kısa bir zamanda yüce Allah'ın bu toplulukla ne tür olağanüstülükler meydana getirdiğini kavrıyoruz.

Şu yukarıda ki üç rivayet bu seçkin topluluğun Kur'an'ı nasıl algıladıklarını, ruhlarının üzerïnde ne kadar ciddi bir etki bıraktığını göstermektedir. Bunun doğrudan doğruya uygulamaya dönük emirler ve uyulması gereken prensipler olduğunu ve uyulması zorunlu olan hükümler olduğunu bildikleri zaman, nasıl karşıladıklarını göstermektedir. Aynı zamanda sınırlı güçleri ile yerine getirilmesi istenen yükümlülükler arasında büyük bir fark olduğunu sandıkları zaman, nasıl da dehşete kapıldıklarını gözler önüne sermektedir. Yaptıkları ile yükümlülük arasında büyük bir fark olduğu halde, işledikleri her türlü kusurdan ötürü hesaba çekilecekleri düşüncesinin, Allah ve peygamberinden hafifletici bir açıklama gelene kadar nasıl bir panik meydana getirdiğini de göstermektedir.


Bu, aynı zamanda göz kamaştırıcı ve olağanüstü bir sahnedir. Allah'ın kaderine perde olan bir aracı olmuş, O'nun iradesini pratik hayatta uygulayan ve O'nun dininin taşıyıcısı gönüllerin sahnesi...


Bundan sonra ayetlerin akışı, peygamberlerden Nuh, İbrahim ve son Peygamberin (Allah'ın salât ve selâmı üzerlerine olsun) oluşturduğu şerefli topluluğun öncülük ettiği ulu iman kafilesini sunmaya başlıyor. Ayetlerin akışı, birbirine bağlı olarak yol alan bu kafileyi -özellikle İbrahim ve onun soyundan peygamberleri- sunarken, değişik yerlerde göz önünde bulundurduğu tarihsel sıralamayı burada dikkate almıyor. Çünkü güdülen amaç, bir bütün olarak bizzat kafilenin kendisidir, yoksa tarihsel kronoloji değildir.
( Fizilalil Kur'an En-am suresi 82 Tefsiri)


” İman edenler ve imanlarını zulümle karıştırmayanlar,işte güvenlik onlar içindir ve onlar hidayete ermişlerdir."
(Enam-82)
**********************

Şirk İnanc ve Amelinden sakınmak



Yüce Allah c.c.ın Rububiyyetinde,Uluhiyyetinde,Zatında,İsmlerinde,Sıfat ve Fiillerinde eşi benzeri olduğuna inanmak şirktir ve kafirliğin alasıdır…

Tevhid ilk insan ve ilk Peygamber Adem(as)’en taa son Peygamber Muhammed (as)’ma kadar,Resul ve Nebiler ile devam etmiş,Allah’ın Resulü Muhammed (as)’dan sonrada onun ümmeti bu işi yürütecek taa kıyamete dek.


İslam’ın temel hedefi,insanlar yeryüzünde özgürlüye,bağımsızlığa ve hürriyete kavuşturmak;tıpkı kendisi gibi insan olanlara kul köle olmalarını,baş eğmelerini,tahtadan,tuncdan,demirden ve alçıdan yapılan heykel,büst v.s.in önünde sagı duruşunda durmayı,onlara çelenk koymayı,onların adına uydurulan ilke ve inkılapları,insanların yaptığı kanunların karşısında,gerçekte mazlum ve fakir olan insanları kurtarmak,boyun bükmeyi öngören şirk kanunlarının karşısında,bütün zulmü ortadan kaldırmak ve tek ilah ve rab inancını muhvahidlerin kalbine yerleştirmektir.

Çünkü zenginler büyük oranı hep putperest yanında yer alıyorlar.28 Şubat askeri diktanın balans ayarı diye yaptığı örtülü darbenin en çok savunucuları beşli çete diye anılan zengin insanlardı.

Kur’an-ı Kerim’de şirkin her türlüsünü iptal,tevhidi isbat için vahiy edilmiştir.Yoksa bazı beyinsizlerin zannettiği gibi Kur’an sadece Arap putçuluğu olan lat,uzza,menat,Hübel ve isaf v.s… gibi isimlerle anılan putları ortadan kaldırmak için inzal edilmemiştir.Evet bu putçuluğu ortadan kaldırmak beraber tüm yer yüzündeki putları da kaldırmak için inzal olunmuştur bu böyle binle.Yüce Allah c.c. şirki af dışında bıraktığını ilan etmiştir::

“Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını, (günahları) dilediği kimse için bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse büyük bir günah (ile) iftira etmiş olur.”
(Nisa-48-116-)


12)-Kur’an-ın ,diğer kitap ve suhufların Allah’ın kelamı olduğuna inanmamak,belki daha çok sayabiliriz faka bu kadarı ile yetinelim.İSLAM ordusu Resulullah’ın komutasında,Hevazin’e savaşmaya giderken bir ağaç gördüler.Müşrikler kılıçlarını o ağaca asıyor ve böyle yapılırsa savaşlarda düşmana karşı galip geleceklerine inanıyorlardı.Bu durumu gören ashaptan biri:”Ey Allah’ın Resulü,onların asacak ağaçları olduğu gibi bize de bir ağaç tayin et” dedi.Bunun üzerine Resulullah (as) o anda şöyle buyurdu:

“Allah’a yemin ederim ki:İsrail oğullarının Musa’ya onların putları (tanrıları) olduğu gibi bize de bir put yap demeleri gibi konuştunuz”

Böyle bir amelin müşriklerin işlerinden olduğunu ve böyle şeylerde onlara benzemenin de şirk olacağını belirtmiştir.Çünkü zafer ve bereketi Allah’tan başkasından istemek olur veya beklemek ki bu şirktir.

Bir adam Resulullah’a gelerek dedi ki:

“Allah’ın dilediğini ve Senin dilediğini bana söyle” cevaben Resulullah ona

“Beni Allah’a eş mi yaptın? Sadece Allah’ın dilediğini söyle buyurdu”
(Buhari-edep-783-Müsnet-1/214 a.g.e.)


“Bu konuda Resulullah (as) şöyle buyuruyor:

“Allah Yahudi ve Hıristiyanlar lanet etsin,peygamberlerin ve salih insanların kabirlerini mescid yaptılar.”
(Buhari-salat-48-cenaiz-62-96-enbiya-50,Müslim-mesacit-19-23-)


“Hıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı çok övdükler gibi beni abartarak övmeyin.Ben ancak bir kulum.Allah’ın kulu ve Resulü deyiniz.”
(Müslim cenaiz-59-a.g.e.)


Hz.Ali,Ebu Heyyeci Yemene gönderir ve der ki: “Resulullah’ın beni gönderdiği bir iş için seni gönderiyorum.Yerden yüksek ne kadar kabir varsa yık ve ne kadar heykel ve büst varsa kır ve yerle bir et.Böylece türkiyede meydanlara dikilen heykeller ve büstler de birer şirk amelidir diken ve yapan onlara tapmıyorsa da,tapıyorsa zaten müşriktir.(Müslim cenaiz 93-Tasavvuf ve İslam ,kitabından naklen ,Yöneliş y.e.Porf.İbrahim Sarmış)

İnsanı Şirke düşüren haller ve sebepler

Akletmemek,zanna uymak,cahillik,peşin hükümlü olmak,şüpheci olmak,ata dinine tabi olmak,tabiatta ve putlara tapmak yada sayığı duruşunda bulunmak,şeytanın aldatması,çevre ve çarşı kültürü v.s…v.s…

İnsanı kafir veya müşrik yapan haller

•Yüce Allah vasfına uygun olmayan şekilde nitelemek
•İsim ve emirlerinden biriyle alay etmek
•Allah’ın ilmini inkar etmek
•Allah’a noksanlık isnat etmek
•Allah’ın rahmetinden ümit kesmek
•Allah’ın azabından emin olmak—Ümit ve korku arası olmak lazım-
•Peygamberlik makamını ve peygamberleri inkar etmek
•Peygamberlikle ilgili her hangi bir şeyi inkar etmek alay etmek ve şaka yapmak
•Allah’a inanmak fakat peygambere inanmamak
•İnsan olan peygamberlerin birine ilahlık isnat etmek
•Kur’an-ın bir bölümüne inanmak fakat bir bölümüne inanmak

*****************************
[1]
EBUBEKİR YASİN Kuran ve Sunnetin aydınlığında buluşmak ümidi ile…


   [1]: Bu Bilgilerin Derlendiği Kaynaklar..:
Yusuf Kerimoğlu Kelimler Kavramlar
Mevdudi Dört Terim
Şamil Ansiklopedis
Tasavvuf ve İslam Yöneliş y.e. Porf.İbrahim Sarmış Kitaplarından derlenmiştir


Önceki Sayfa
eraykitap
Sonraki Sayfa




ErayKitap Web Sitesi ! En İyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir
Eraykitap Web Sitesini, facebook, twitter gibi diğer sosyal ağlarda paylaşabilir, bilgisayarınıza indirebilir,Ayeti Kerimeleri ve Hadis-i Şerifleri ödev ve tezlerinizde kullanabilir ve siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin site ve bloglarınızda yayınlayabilir ve kopyalayıp, çoğaltabilirsiniz. Standart Ekran Çözümü: 1024 x 768 | Sistem: İnternet Explorer + Google Chrome ve Mozilla Firefox'da daha verimli çalışmaktadır