ErayKitap Web Sitesine Hoş Geldiniz !           En İyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir
Namaz Tevhid ve Meseleler



Tarihte Tevhid Mücadelesine Küçük Bir Bakış

İnsanlık tarihi,ilk insan ve ilk Nebi Adem (as) ile başlamıştır.
Bu gün yeryüzünde yaşayan bütün insanların ceddi,atası Adem (as)dır.
Bilim adına ortaya atılan insanlık tarihi tamamen yalan ve temeli ateizme dayalıdır.
Laik ve dinsiz tarihçilerin yazdığı ve insanın atasının maymun olduğunu iddia edecek kadar ileri giden,bu yalancı aşağılık domuzun ve maymunun çocuklarının sözüne inanacak olursak Allah korusun bizde onlar gibi dinsiz ve laik oluruz.
Halbuki Kur’an-ı Kerimde insanın yaratılışı konu edilmiş ve uzun uzun anlatmıştır



Yoksa laik,demokrat ve ateist kafalı tarihçilerin uydurması olan karanlık çağ,ilk çağ,orta çağ,yeni çağ ve yakın çağ biçiminde izaha çalışılan insanlık tarihine bir müslümanın inanması mümkün değildir.
Çünkü kendisine Resul vasıtasıyla vahiy yolu ile ilk insana ait bilgiler verilmişidir.
Hatta dünya yaratılmadan önce ki durum hakkında da kendisine kesin bilgiler vahiy yolu ile bilgilendirilmiştir.



Bir mü’min,insanlık hayatı ve tarihi de karanlık bir dönemin varlığını kabul ettiği taktirde,kendisine vahiy yolu ile bildirilen gerçekleri reddetmiş demektir.”İşte halkı müslüman olan ülkelerde yaygın olan şirkin bir kaynağında bu tür tarih inancı yatmaktadır.
Mü’minlerin,kafirler tarafından üretilen sahte tarih ve putlara karşı dura bilmek için Kur’an-ın insanı nasıl yaratıldığını ve sınıflandırdığını çok iyi bilmesi ve kavraması gerekmektedir.

Kur’an-da insanlar renklerine,dillerine,ırklarına,sosyal yapılarına,kültürüne ve iktisadi durumlarına göre ayrım yapmaz.
Ancak inancına bakar.O da ya kafir yada mü’min olarak iki kutuba ayırır.Zaten tarihte bütün insanlar bu iki sınıf üzerinde bulunmuşlardır.
Aynı zamanda Kur’an kıssalar yoluyla bu iki sınıfı,yani hak ve batıl mücadelesini tüm dünyaya anlatmaktadır.



Allah (c.c) yarattığı canlı ve cansız hiçbir şeyi başı boş bırakmamış ve hepsine nasıl hareket edeceğini emretmiştir.
Ancak insan oğluna irade-i cüziye vermiş ve bazı konularda serbest bırakmıştır ki o da inançtır… Ancak iman eden mü’minler için,Allah’ın kesin emirlerine uyma mecburiyeti vardır.
Bu Konuda diğer insanlar gibi serbest hareket etme durumları yoktur. Bir müslümanın İslam’i inanç ve ameli öğrenmesi icabetmektedir...



Bütün Nebi ve Resuller kavimlerini Allah’ı bir Rabb tevhidi ile beraber göklerin ve yerin bir ilah olduğuna iman etmeye ve onaylamaya davet etmişlerdir.
Yaratanda yönetende Allah'tır davetinde israr edercesine davet etmişlerdir.
Yine ümmetlerini ibadette de Allah’ı birlemeye çağırmışlar ve tebliğlerini hep bu nokta da yoğunlaştırmışlardır.
“Bütün Nebiler ve Resuller her yerde ve her zaman ilk davetleri ve en büyük hedefleri Allah hakkında insanların inançlarını,kul ile rabbi arasındaki ilişkilerini tashih etmek,her nevi ibadeti yalnız Allah adına ve Allah’a yapmak,insana fayda ve zarar verenin Allah olduğuna,sığınmada yardım istemede ve dua yapmakta aracı kullanmadan v.s. gibi ibadetlerin yalnız Allah’ın müstahak olduğunu ilan etmektir.

Ayrıca Nebi ve Resullerin davet hamleleri her şeyden önce çağlarındaki taktise edilen ölülere ve salih kişilere,senam ve putlara gösterilen saygı,sevgi,saygı duruşu, çelenk koyma ibadetini,dilek ve istek de bulunmayı,adak sunmayı,adakta bulunmayı,Allah’tan istemesi gerekirken yatırlarda ve türbelerden istenenleri v.s…gibi ibadetleri ve ibadet şekillerini ortadan kaldırmak ve yalnızca bu insanları ibadet için Allah’a yöneltmek ve tevhitlerini düzeltmek,insanın Allah’la ilişkilerini,insanın dünyayla ilişkilerini,insanın ahiretle ilişkilerini,insanın insanla ilişkilerini v.s…düzeltmeye yöneliktir..



Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Andolsun ki biz, "Allah'a kulluk edin ve Tâğut'tan sakının" diye (emretmeleri için) her ümmete bir peygamber gönderdik.
Allah, onlardan bir kısmını doğru yola iletti. Onlardan bir kısmı da sapıklığı hak ettiler.
Yeryüzünde gezin de görün, inkâr edenlerin sonu nasıl olmuştur!
(Nahl-36)


“Yararlandığınız her nimet Allah’tandır.
Sonra başınıza bir sıkıntı(keder ve musibet) gelince yalnız O'na yalvarırsınız.
Arkasından sıkıntınızı giderince, içinizden bazıları hemen Rabblerine ortak koşarlar”
(Nahl-53-54)


“İman edenler ve bu imanlarına zulüm karıştırmayanlar var ya, güven işte onlar içindir, doğru yolda olanlar onlardır.”
(Enam-82)


“Elif. Lâm. Râ. (Bu sana indirilen), hikmet sahibi (ve) her şeyden haberdar olan (Allah) tarafından âyetleri sağlamlaştırılmış, sonra da açıklanmış bir kitaptır. (De ki: Bu Kitap) "Allah'tan başkasına ibadet etmemeniz için (indirildi).
Şüphesiz ki ben, onun tarafından size (gönderilmiş) bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim. …
Yeryüzünde yürüyen her canlının rızkı, yalnızca Allah'ın üzerinedir.
Allah o canlının durduğu yeri ve sonunda bırakılacağı mekanı bilir.
(Bunların) hepsi açık bir kitapta (levh-i mahfuz' da) dır.”
(Hud-1-6)


“De ki: Ben peygamberlerin ilki değilim.
Bana ve size ne yapılacağını da bilmem.
Ben sadece bana vahy edilene uyarım.
Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.
De ki: Hiç düşündünüz mü ?...”
(Ahkaf-9-10)



Peygamberlerin uyarılarını dikkate almayan insanlar, kendi inançlarında ısrar etmişler.
Allah’tan (c.c) başka ilâhlar edinerek, onlara tapınmaya devam etmişlerdir.
Nitekim Allah'u Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de bu kavimler hakkında şöyle buyurmaktadır:
"Onlar, kendileri için bir izzet ve kuvvet kaynağı olsunlar diye, Allah'tan başka sahte ilâhlar edindiler"
(Meryem, 19/81).


"Onlar, Allah'ı bırakıp, güya kendileri yardım(a mahzar) edilecekler ümidi ile mabudlar edindiler"
(Yâsin, 36/74).


Bu ayetlerden anlaşılacağı üzere cahiliye devri insanları kendileri için ilâh olabileceğine inandıkları nesnelerin şiddet ve sıkıntı anlarında koruyucu olduklarını, onların etrafında toplandıklarında yeminlerinden vazgeçmekten doğabilecek sorumluluktan bir takım korkulardan kendilerini emin kılabileceklerini zannediyorlardı.


"Allah'ı bırakıp taptıkları yalancı ilâhlar, rabbinin azap emri geldiği zaman onlara hiçbir fayda sağlamadı, ziyanlarını arttırmaktan başka bir işe yaramadı " (Hûd, 11/101).


"Halbuki Allah'ı bırakıp da çağırdıkları şeyler hiçbir şeyi yaratamazlar.
Onların kendileri yaratılıp duruyorlar. Onlar diriler değil ölülerdir.
Ne zaman dirileceklerine de şuurları yoktur. Sizin ilâhınız bir tek ilâhtır.
(en-Nahl, 16/20-22).


"Allah ile birlikte başka bir ilâh edinip tapma. Ondan başka hiç bir ilâh yok" (el-Kasas, 28/88).


"Allah'tan başkasına tapanlar dahi gerçekte Allah'a eş tuttukları ortaklara tabi olmuyorlar.
Onlar kuru zandan başkasına uymuyorlar, onlar ancak yalandan başkasını söylemiyorlar"
(Yûnus10)


“Andolsun, biz Nuh'u kavmine elçi gönderdik. Onlara: "Ben (dedi), sizin için apaçık bir uyarıcıyım. Allah'tan başkasına tapmayın…”
(Hud-25-26)



İlk Sosyal Haytın Başlaması


Adem Babamız ve Hava Annemiz yeryüzüne indirilditen sonra sosyal hayat başlamış oldu .Zaten Ademoğullarının yaşamsına müsait olarak yaratılan yeryüzü de Adem'e ve Havva'ya ev sahipliği yapmış bütün nesillerinde yapmaktadır.
Başka insanlar atasını değiştirse de bizim atamız ADEM (a.s) dır



İslam’ın temel hedefi insanın hayatını,düşüncesini ve inancını küfür ve şirkten temizlemesidir.
İnsanın sosyal yaşantısını ve ibadetlerini Allah c.c. rızasına uygun biçimde düzenlenmesidir.Bunun gerçekleşebilmesi için,insanların zaaflarını yenmelerini ve sürekli mücadele içinde bulunmaları gerekmektedir.



Kur’an-ı Kerim’de bütün Resuller ve Nebiler kavimlerini çağırdığı dinin adı İslam ve bu dine iman eden insanların adı da müslümandır.
Ve Allah’ın peygamber olarak seçtikleri de hep aynı kelimeye insanları davet etmelerdir.
O da “LA İLAHE İLLALLAH” Buna da tevhit akidesi ile izah etmek mümkündür.



Çünkü Allah c.c. insanları İslam fıtratı üzere yaratmıştır.
Dünyanın neresinde ve hangi bölgesinde doğarsa doğsun o çocuk mutlak İslam fıtratı üzere doğduğunu
Resulullah (as) bize bildirmiştir.şöyle ki:
“Hiçbir çocuk yoktur ki İslam fıtratı üzere doğmuş olmasın.
Sonra onu ebeveyni ya Yahudi ya Hıristiyan ya Mecusi ya da müşrik yapar.
Nihayet o çocuk büyür bunu dili ile açıklar.
Ya şükredenlerden ya da küfredenlerden olur.”diye buyurmuştur.
(Müslim:Kader;c:10,s.6854.hn:2658—Buhari:c:4,s,529,hn;664)



Bu itibarla insan oğlunun,hem aklında hem de sulbünde (genlerinde) tevhid inancı vardır.
Yani Allah’ı birleme ve var olduğuna,yaratıcı olduğuna,öldüren ve dirilten olduğuna,rızık veren olduğuna v.d…v.d…inancı varadır.
Bu doğuştan gelen bir inançtır.
Velakin bu inancı şirke bulaştırmadan ve ibadetin nasıl yapılacağını bilemediği,aynı zamanda sosyal,siyasal,ekonomi,askeri v.s…alanlarda dahil nasıl hayat sürdürülmesi gerektiğini elçileri aracılığı ile bildirmiştir.Bizim üstünde duracağımız konu tevhit inancıdır.

[1]
EBUBEKİR YASİN Kuran ve Sunnetin aydınlığında buluşmak ümidi ile…


   [1]: Bu Bilgilerin Derlendiği Kaynakla..:
Kur'an'da Tevhid Mehmet Kubat Şafak y.e.
Dört Terim Mevdudi,Beyan y.e.
Kelimeler ve Kavramlar Yusaf Kerimoğlo İnkılap y.e.
Kavramlarla İman Esasları-Buruc y.e. Dan faydalanarak hazırlanmıştır.


Önceki Sayfa
eraykitap
Sonraki Sayfa




ErayKitap Web Sitesi ! En İyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir
Eraykitap Web Sitesini, facebook, twitter gibi diğer sosyal ağlarda paylaşabilir, bilgisayarınıza indirebilir,Ayeti Kerimeleri ve Hadis-i Şerifleri ödev ve tezlerinizde kullanabilir ve siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin site ve bloglarınızda yayınlayabilir ve kopyalayıp, çoğaltabilirsiniz. Standart Ekran Çözümü: 1024 x 768 | Sistem: İnternet Explorer + Google Chrome ve Mozilla Firefox'da daha verimli çalışmaktadır