ErayKitap Web Sitesine Hoş Geldiniz !           En İyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir
Namaz Tevhid ve Meseleler



Laiklik (Din Yok - Dini Kabul Etmemek)

•Laik’lik ne demektir

Terim olarak lâiklik, Yunanca "laikos" sıfatından elde edilmiştir. Yunancada din adamı sınıfından olmayan, halktan kişilere "laikos" denilmekteydi. Lâtinceye "laicus" ondanda Fransızcaya "laigue" olarak intikal etmiştir. Terim, sözlük anlamıyla; din adamı sınıfından olmayan şahıs, dini olmayan adam, düşünce, sistem ve prensip demektir.


Terim, ilkçağ Yunan medeniyetinden sonraki yüzyıllarda, hristiyanlığın ilk dönemlerinde, dini düzenle kurulmuş bir toplumsal yapıda din adamları sınıfı dışında kalan topluluğuna yunanca "laikoi" İtalyanca "laici" denilmekteydi.


•Terim,daha sora anlam değişikliğine uğrayıp, felsefi ve hukukî bir mahiyet kazanarak devlet yönetimi ile din ilişkilerinin bir tarzını ifade etmeye başladı.

•Felsefî lâiklik, iman karşısında insan aklının kendisini yönetecek ilkeleri yine kendi aklınca elde edebileceğine olan sonsuz inanç(:).

•Meselâ; "lâik ahlâk" denilince, dini olamayan ve tevhidi inanç ilkeleri ile ilişkisi olmayan, otoritesini ya toplumdan ya da ferdin vicdan ve iradesinden alan, kendisini akıl ilkelerine göre düzenleyen ahlak demektir.

•Meclis araştırma komisyonu,yolsuzlukların temelinde laik ahlakı olduğunu açıklanmaktadır.10/09/2003 tarihli tüm laik ve Kemalist gazeteler de yer almaktadır…

•Lâik bilim,Grek aklının fizik üzerine dile getirdiği görüş ve düşüncelerle, geleneğin Rönesanstan beri süregelen kesintisiz açıklamaları yoluyla, meydana gelen oluş ve bozuluşların temelinde bulunan ilâhi iradeyi inkâr eden anlayıştır....

•Kâinatta meydana gelen değişmelerin Allah'ın tasarrufu ile değil, yalın kat niceliklerle (ölçülebilen değişmeler) açıklamasını yapan ve fizik değişmelerin nedenlerini, değişenin kendi iç dinamiğinde gören, sebep-sonuç ilişkisini nesneler dünyasında arayan ve bulduğunu sanan, dolayısıyla âleme hükmeden bir ilâhi güç ve iradeyi kabul etmeyen açıklama tarzı, bilimin lâik tarzıdır,ve batıl bir •••dindir....Kelimeler ve Kavramlar-Y.K.Oğlu,Demokırası ve laiklik B.Eryarsoy'un,Şamil Ansklopedisi,kitaplarından faydalanılarak hazılanmıştır


Aydınlanma felsefesinin (çağdaş uygarlığın) sözcüleri, "İnsanın dışında, insanı aşan herhangi bir hakikat yoktur" ilkesini esas aldıkları için; insan haklarını, devlet adamlarının tesbit etmesini zaruri görmüşlerdir. Çağdaş uygarlığın temelinde; hem Rönesans ve Reform hareketinin, hem Hellenist kültürün önemli bir yeri vardır. C. Henry Dawson'un: "Hellenizmi bir yana bırakacak olursak; ne Batı medeniyeti, ne Avrupa insanı düşüncesinin doğması mümkün değildir."şeklindeki tesbiti önemlidir. Klasik Hellenizm; M.Ö. IV ve V'nci yüzyıllarda, eski Yunan şehirlerinde gelişen kültüre verilen isimdir. Bu kültürde; nitelikleri, yetkileri ve hünerleriyle tıpa-tıp insana benzeyen, binlerce ilah mevcuttur. Bir Yunan tarihçisi: "Bu insan özellikleri taşıyan ilahları Homeros ile Heseiodos yaratmıştır" diyerek, Hellenist kültürün kaynağını ortaya koymuştur. İnsanoğlunun hevasını ilah edinmesi mümkündür. Laiklik ideolojisi; kanun koyma faaliyetleri esnasında, dinden müstağni olunmasını esas almıştır. Bu ideolojiyi, din ve vicdan hürriyeti ile sınırlandırmak doğru değildir. Laikliği benimseyen devletlerde milletvekilleri bilimi, aklı, çevre şartlarını ve insanların ihtiyaçlarını dikkate alarak kanun çıkarırlar. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim. [1]



Cumhuriyet Döneminde Laiklikve Uygulaması
Türkiye'de din-devlet ilişkileri bakımından köklü değişim cumhuriyetin kurulmasıyla yaşanmıştır. Bu değişimin düşünsel kökleri hiç kuşkusuz cumhuriyet öncesi karşımıza çıkmaktadır, ancak bu düşünceler köklü biçimde uygulama imkanına cumhuriyet sonrasında kavuşmuştur. Cumhuriyet'in kurulmasından sonra kesin bir tutumla laik bir devlet ve seküler bir toplum yaratma çabalarına başladığını görüyoruz.


Rutsow'un da işaret ettiği gibi, pek az ülke tüm siyasal,sosyal ve kültürel hayatında bu dönem Türkiye'si kadar kapsamlı veya hızlı değişiklikler geçirmiştir.


1924 anayasası "Türkiye devletinin dini İslam'dır" (m.2) ibaresini taşımaktadır.
Bununla birlikte köklü değişikliklerin bir bölümü bu madde yürürlükte iken yapılmıştır.
Bunları başlıklar olarak verecek olursak şu yasal düzenlemelerin yapıldığı görülmektedir:


• 1924 hilafeti ilgası.
• Osmanlı devlet yönetiminde en yüksek dini yetkiye sahip olan ve işlevleri arasında siyasal kararları İslam hukukuna uygunluğunu gözetmek olan şeyhülislamlık makamının 1924'de kaldırılışı.
• 1924'te tevhid-i tedrisad kanununun kabul edilmesiyle medreselerin kapatılması,şer'iye ve evkaf bakanlığının kaldırılarak diyanet işleri başkanlığının ihdası.
• 1925 'te şapka kanunu ve miladi takvimin kabul edilmesi tekke ve zaviyelerin kapatılarak tüm faaliyetlerinin yasaklanması.
• 1926'da İsviçre medeni kanunu ve borçlarkanunu ile İtalya ceza kanununun kabul edilmesi.
• 1928'de harf inkilabı ve anayasadan "İslam dini" ibaresinin kaldırılarak anayasadaki yemin metinlerinin laikleştirilmesi.
Bu nedenle yeminle ilgili maddelere "vallahi" ifadesi yerine "namusum üzerine söz veririm" ibaresi konulmuştur.
• 1929'da Alman ceza mahkemeleri usulu kanunu ve isviçre icra iflas kanununun kabulu.
• 1930'da imam-hatip okullarının kapatılması.
• 1931'de Türk Dil Kurumu'nun kuruluşuyla Arapça ve Farsça kökenli kelimelerin türkçe'den ayıklanması sürecinin başlatılması.
• 1932'de ezanın ve kametin türkçeleştirilmesi.
• 1934'te hafız,ağa,şeyh,molla,efendi,paşa, gibi lakap ve unvanlarla beraber bazı kisvelerin yasaklanması.
• 1935'te hafta tatilinin Cuma gününden pazara çevrilmesi,
• 1937'de laiklik kavramının anayasa maddesi haline getirilmesi.
Görüldüğü gibi devleti laikleştirmeye ve toplumu dönüştürmeye yönelik düzenlemeler, anayasada laiklik ifadesi yer almadan önce yapılmış, laiklik ifadesi bir sonuç olarak yer almıştır.

Kısaca laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.
Genel Anlamı: Laik olma durumu ( din işleriyle dünya işlerini ayıran, dinin dünya , özellikle devlet işlerine karışmasını istemeyen kişi, toplum, devlet.).
Felsefi Anlamı: İman ve inancın yerine, aklın egemenliğini kabul eden bir inançtır.
Hukuki Anlamı: Somut olarak devlet ile dinin birbirine karışmaması olarak ifade edilebilir.
Siyasi Anlamı: Siyasal iktidarın, dinsel kudret ve otoriteden arındırılarak bağımsız hale getirilmesidir.
Yada dinin siyasal erk ve yaptırım gücüne sahip olmamasıdır. [2]



EBUBEKİR YASİN Kuran ve Sunnetin aydınlığında buluşmak ümidi ile…


   [1]: Fıkıh Köşesi
[2]: Diyadin-net..: Yazar: Serhat



Önceki Sayfa
eraykitap
Sonraki Sayfa




ErayKitap Web Sitesi ! En İyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir
Eraykitap Web Sitesini, facebook, twitter gibi diğer sosyal ağlarda paylaşabilir, bilgisayarınıza indirebilir,Ayeti Kerimeleri ve Hadis-i Şerifleri ödev ve tezlerinizde kullanabilir ve siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin site ve bloglarınızda yayınlayabilir ve kopyalayıp, çoğaltabilirsiniz. Standart Ekran Çözümü: 1024 x 768 | Sistem: İnternet Explorer + Google Chrome ve Mozilla Firefox'da daha verimli çalışmaktadır