ErayKitap Web Sitesine Hoş Geldiniz !           En İyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali ( İbn Kesir Kuran Meali)
İşte bu (Kur'an), kendisiyle uyarılsınlar, Allah'ın ancak bir tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara (gönderilmiş) bir bildiridir. (İbrahim Suresi - 52)

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali...İbn Kesir Meali


020-TAHA SURESİ

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 

 

 

[020.001]        Ta-Ha.

[020.002]        Biz; Kur'an'ı, sana güçlük çekesin diye indirmedik.

[020.003]        Ancak Allah'tan korkanlara bir bir öğüt olarak.

[020.004]        Yeri ve yüce gökleri yaratanın katından indirmedir.

[020.005]        Rahman, Arş'a hükmetmiştir.

[020.006]        Göklerde, yerde, ikisinin arasında ve toprağın altında bulunanlar O'nun.

[020.007]        İstersen sen sözü açığa vur, şüphesiz ki O; gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir.

[020.008]        Allah'tan başka hiç bir ilah yoktur. En güzel isimler O'nundur.

[020.009]        Ve sana Musa'nın haberi geldi mi?

[020.010]        Hani o; bir ateş görmüştü de ailesine: Durun, ben bir ateş gördüm. Size ya ondan bir kor getiririm veya ateşin yanında bir yol gösteren bulurum, demişti.

[020.011]        Ateşin yanına gelince; kendisine: Ey Musa, diye seslenildi.

[020.012]        Şüphesiz ki senin Rabbın Benim, Ben. Pabuçlarını çıkar. Zira sen mukaddes vadide, Tuva'dasın.

[020.013]        Ve ben; seni seçtim. Öyleyse vahyolunanı dinle.

[020.014]        Şüphesiz ki Ben; Allah'ım. Benden başka hiç bir ilah yoktur. Öyleyse Bana ibadet et ve Beni anmak için namaz kıl.

[020.015]        Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Her nefis işlediğinin karşılığını görsün diye onu neredeyse gizliyorum.

[020.016]        Ona inanmayan ve hevesine uyan kimse, seni bundan alıkoymasın, yoksa helak olursun.

[020.017]        O sağ elindeki de nedir ey Musa?

[020.018]        Dedi ki: O benim değneğimdir. Ona dayanırım, onunla davarıma yaprak silkerim ve daha bir çok işlerde ondan faydalanırım.

[020.019]        Buyurdu: Ey Musa bırak onu.

[020.020]        O da bıraktı. Bir de ne görsün; o, hemen koşan bir yılan oluvermiş.

[020.021]        Buyurdu: Tut onu korkma. Biz onu yine eski durumuna çevireceğiz.

[020.022]        Elini de koltuğunun altına koy ki; diğer bir mucize olarak kusursuz, bembeyaz çıksın.

[020.023]        Bununla sana daha büyük mucizelerimizi gösterelim.

[020.024]        Firavun'a git, doğrusu o, azmıştır.

[020.025]        Dedi ki: Rabbım, göğsümü aç.

[020.026]        İşimi kolaylaştır.

[020.027]        Dilimden de düğümü çöz ki;

[020.028]        Sözümü iyi anlasınlar.

[020.029]        Kendi ailemden bir vezir ver bana;

[020.030]        Kardeşim Harun'u.

[020.031]        Onunla destekle beni.

[020.032]        Onu işimizde ortak yap,

[020.033]        Ki seni daha çok tesbih edelim.

[020.034]        Ve seni daha çok analım.

[020.035]        Şüphesiz ki Sen, bizi görmektesin.

[020.036]        Buyurdu: Ey Musa; istediğin sana verilmiştir.

[020.037]        Zaten sana, başka bir defa daha lutufta bulunmuştuk.

[020.038]        Hani annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik.

[020.039]        Onu bir sandığa koy da suya bırak. Su onu kıyıya atar. Bana da, ona da düşman olan birisi onu alır. Gözümün önünde yetişesin diye, senin üzerine katımdan bir sevgi koydum.

[020.040]        Hani kızkardeşin gidip diyordu ki: Ona bakacak birini size göstereyim mi? İşte böylece, annen üzülmesin de gözü aydın olsun diye seni ona geri vermiştik. Ve sen, bir cana kıymıştın da; seni üzüntüden kurtarmıştık. Hem seni bir çok musibetlerle denemiştik. Böylece Medyen halkı arasında yıllarca kalmıştın. Sonra da bir kader üzerine geldin ey Musa.

[020.041]        Ve seni kendim için yetiştirdim.

[020.042]        Sen ve kardeşin ayetlerimle git. İkiniz de Beni zikretmede gevşek davranmayın.

[020.043]        Firavun'a gidin, doğrusu o, azmıştır.

[020.044]        Ve ona yumuşak söz söyleyin, belki nasihat dinler veya korkar.

[020.045]        Dediler ki: Rabbımız; onun bize taşkınlık yapmasından veya azgın davranmasından endişe ederiz.

[020.046]        Buyurdu: Korkmayın, Ben sizinle beraberim, hem görür, hem de işitirim.

[020.047]        Haydi ona gidin ve deyin ki: Doğrusu biz, senin Rabbının elçileriyiz. Artık İsrailoğullarını bizimle gönder ve onlara azab etme. Hem biz, Rabbından sana bir ayetle geldik. Hidayete tabi olanların üzerine selam olsun

[020.048]        Doğrusu bize vahyolundu ki; yalanlayıp sırt çevirene azab vardır.

[020.049]        Ey Musa, Rabbınız kimdir sizin ikinizin? dedi.

[020.050]        Dedi ki: Rabbımız her şeye yaratılışını veren, sonra da doğru yola eriştirendir.

[020.051]        Öyle ise önceki nesillerin durumu nedir? dedi.

[020.052]        Dedi ki: Onların bilgisi Rabbımın katında bir kitabdadır. Benim Rabbım şaşırmaz, unutmaz.

[020.053]        O ki; sizin için, yeryüzünü döşemiş, orada sizin için yollar açmış, gökten su indirmiştir. Biz o su ile çeşitli bitkilerden çifter çifter çıkardık.

[020.054]        Hem siz yeyin, hem hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz ki bunlarda sağduyu sahipleri için ayetler vardır.

[020.055]        Ondan yarattık sizi, oraya da döndüreceğiz. Ve sizi, bir kere daha oradan çıkaracağız.

[020.056]        Andolsun ki ona bütün ayetlerimizi gösterdik ama yalanlayıp kaçtı.

[020.057]        Ve dedi ki: Sihirbazlığınla bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin ey Musa?

[020.058]        Şimdi biz de seninkine benzer bir sihir göstereceğiz sana. Bizimle senin aranda bir buluşma zamanı ve yeri tayin et ki; sen de, biz de düz bir yerde bulunalım, caymayalım.

[020.059]        Buluşma zamanımız; sizin bayram gününüzde, insanların toplandığı kuşluk vaktidir, dedi.

[020.060]        Bunun üzerine Firavun dönüp gitti ve sonra bütün hilesini toplayıp geldi

[020.061]        Musa onlara dedi ki: Yazıklar olsun size, Allah'a karşı yalan uydurmayın Sonra azabla sizi yok eder. Doğrusu Allah'a iftira eden, hüsrana uğramıştır.

[020.062]        Derken onlar işi aralarında tartıştılar ve gizlice müşavere ettiler.

[020.063]        Dediler ki: Muhakkak bu iki sihirbaz sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkar mak ve örnek olan yolunuzu yok etmek istiyorlar.

[020.064]        Onun için tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra da sırayla gelin. Bugün üstün gelen felah bulmuştur.

[020.065]        Dediler ki: Ey Musa; ya sen at, ya da ilk atanlar biz olalım.

[020.066]        O da: Hayır siz atın, dedi. Bir de ne görsün; onların ipleri ve değnekleri, büyüleri yüzünden kendisine gerçekten yürüyorlarmış gibi geldi.

[020.067]        Bu sebeple Musa, içinde bir korku hissetti.

[020.068]        Korkma; muhakkak sen daha üstünsün, dedik.

[020.069]        Sağ elindekini at da onların yaptıklarını yutsun. Zira onların yaptıkları, sadece sihirbaz düzenidir. Nerede olursa olsun sihirbaz asla felah bulamaz.

[020.070]        Sonunda sihirbazlar secdeye kapanarak dediler ki: Biz, Musa ve Harun'un Rabbına inandık.

[020.071]        Dedi ki: Ben size izin vermeden mi O'na inandınız? Doğrusu o size büyü öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse ben de ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama olarak keseceğim ve sizi hurma kütüklerine asacağım. O zaman hangimizin azabının daha çetin ve devamlı olduğunu bileceksiniz.

[020.072]        Dediler ki: Seni, bize gelen apaçık mucizelere ve bizi yaratana üstün tutmayacağız. Ne hüküm vereceksen ver. Sen ancak bu dünya hayatına hükmedebilirsin.

[020.073]        Doğrusu biz, hatalarımızı ve bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlaması için Rabbımıza iman ettik. Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha devamlıdır.

[020.074]        Kim Rabbına suçlu olarak gelirse; şüphesiz ki cehennem onun içindir. Orada ne ölür, ne de yaşar.

[020.075]        Kim de O'na iman etmiş ve salih ameller işlemiş olarak gelirse; işte onlara en üstün dereceler vardır.

[020.076]        Altlarından ırmaklar akan ve içinde temelli kalacakları Adn cennetleri vardır ve bu, arınanların mükafatıdır.

[020.077]        Andolsun ki; Musa'ya şöyle vahyettik: Kullarımı geceleyin yürüt. Denizde onlara kuru bir yol aç. Batmaktan ve düşmanların yetişmesinden korkma, endişe etme.

[020.078]        Firavun da ordusuyla onu takip etti. Deniz de onları nasıl kapladıysa öylece kaplayıverdi.

[020.079]        Firavun kavmini saptırdı ve onlara doğru yolu göstermedi.

[020.080]        Ey İsrailoğulları; sizleri düşmanınızdan kurtardık ve size Tur'un sağ yanını vaad eetik. Ve üzerinize kudret helvasıyla bıldırcın indirdik.

[020.081]        Size rızık olarak verdiklerimizin temizlerinden yeyin, bunda aşırı gitmeyin ki gazabımı hak etmeyesiniz. Gazabımı hak eden, muhakkak mahvolmuştur.

[020.082]        Muhakkak ki ben; tevbe edeni, inanarak salih amel işleyeni sonra da doğru yola gireni elbette bağışlayanım.

[020.083]        Ey Musa; seni, kavminden daha çabuk gelmeye sevk eden nedir?

[020.084]        Dedi ki: Onlar izim üzerindedirler. Rabbım, hoşnud olman için sana çabucak geldim.

[020.085]        Buyurdu: Doğrusu biz, senden sonra kavmini sınadık ve Samiri de onları saptırdı.

[020.086]        Musa kavmine kızgın ve üzgün olarak döndü ve: Ey kavmim; Rabbınız size güzel bir vaadde bulunmadı mı? Uzun bir zaman mı geçti aradan, yoksa Rabbınızın gazabına uğramak istediniz de mi bana verdiğiniz sözden caydınız? dedi.

[020.087]        Onlar: Sana verdiğimiz sözden kendi başımıza caymadık. O kavmin ziynet eşyasından bize yükler dolusu taşıtıldı ve biz onları attık. Samiri de aynı şekilde attı, dediler.

[020.088]        Derken o, kendilerine böğüren bir buzağı heykeli çıkarmıştı. Dediler ki: İşte bu, sizin de, Musa'nın da tanrısıdır. Fakat o, unuttu.

[020.089]        Görmüyorlar mıydı ki; o kendilerine ne bir söz söyleyebilirdi, ne bir zarar, ne de bir fayda verebilirdi.

[020.090]        Andolsun ki; daha önce Harun da onlara: Ey kavmim; siz, bununla sınanıyorsunuz. Sizin gerçek Rabbınız Rahman'dır. Bana uyun ve emrime itaat edin, demişti.

[020.091]        Onlar da: Musa bize dönene kadar, buna sarılmaktan asla vazgeçmeyeceğiz, demişlerdi.

[020.092]        Dedi ki: Ey Harun; bunların saptıklarını görünce ne alıkoydu seni,

[020.093]        Benim ardımdan gelmekten? Yoksa benim emrime karşı mı geldin?

[020.094]        O da: Ey anamın oğlu; saçımdan sakalımdan tutma. Doğrusu; İsrailoğulları arasına ayrılık soktun, sözüme bakmadın, demenden korktum, dedi.

[020.095]        Ya senin zorun neydi ey Samiri? dedi.

[020.096]        O da: Onların görmedikleri bir şey gördüm ve o elçinin bastığı yerden bir avuç avuçladım. Ve bunu ziynet eşyasının eritildiği potaya attım. Nefsim bana bunu hoş gösterdi, dedi.

[020.097]        Dedi ki: Haydi git, doğrusu hayatta artık; bana dokunmayın, demenden başka yapacağın bir şey yoktur. Bir de senin için hiç kaçamayacağın bir ceza günü var. Sarılıp durduğun üstüne düşüp tapındığın ilahına bak; yemin olsun ki; biz onu yakacağız, sonra da parçaparça edip denize atacağız.

[020.098]        Sizin ilahınız; ancak O'ndan başka hiç bir ilah olmayan Allah'tır. O, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır.

[020.099]        Sana geçmişlerin haberlerinden bir kısmını işte böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana, katımızdan bir de zikir verdik.

[020.100]        Kim, ondan yüz çevirirse; şüphesiz ki kıyamet günü ağır bir günah yüklenecektir.

[020.101]        Onda temelli kalacaklardır. Bu, kıyamet gününde onlar için ne kötü bir yüktür.

[020.102]        Sur'a üflendiği gün, işte o gün; suçluları, gözleri korkudan gövermiş olarak toplarız.

[020.103]        Aralarında gizli gizli konuşarak: Siz, sadece o gün eğleştiniz, derler,

[020.104]        Onların söylediklerini Biz daha iyi biliriz. En akıllıları da: Sadece bir gün eğleştiniz, der.

[020.105]        Ve sana dağlardan sorarlar. De ki: Rabbım, onları ufalayıp savuracak.

[020.106]        Yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek.

[020.107]        Orada ne bir çukur, ne de bir tümsek göreceksin.

[020.108]        O gün; hiç bir tarafa sapmadan o davetçiye uyacaklardır. Sesler, Rahman' ın heybetinden kısılmıştır ve sen; fısıltıdan başka bir şey işitmezsin.

[020.109]        O gün; Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.

[020.110]        O, onların önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onların hiç birinin ilmi asla bunu kavrayamaz.

[020.111]        Ve bütün yüzler Hayy ve Kayyum olan Allah'a baş eğmiştir. Bir zulüm yükü taşıyanlar ise gerçekten hüsrana uğramıştır.

[020.112]        Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse; o, zulümden ve hakkının yenmesinden korkmaz.

[020.113]        Biz onu böylece Arapça bir Kur'an olarak indirdik. Belki sakınırlar veya onlara ibret verir diye tehditleri açıkladık.

[020.114]        Gerçek hükümdar olan Allah; yücedir. Kur'an sana vahyedilirken; vahiy bitmezden önce unutmamak için acele tekrar edip durma ve: Rabbım, ilmimi artır, de.

[020.115]        Andolsun ki; Biz, daha önce Adem'e de ahid vermiştik. Fakat o unuttu ve Biz onda bir azim bulmadık.

[020.116]        Hani meleklere demiştik ki: Adem'e secde edin. İblis'ten başka hepsi secde etmiş, o ise dayatmıştı.

[020.117]        Biz de demiştik ki: Ey Adem, doğrusu bu, hem senin hem de eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın. Yoksa bedbaht olursun.

[020.118]        Zira cennette ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın.

[020.119]        Orada ne susarsın, ne de güneşte yanarsın.

[020.120]        Ama şeytan ona vesvese verdi ve: Ey Adem, sana ebedilik ağacını ve yok olmayacak bir mülkü göstereyim mi? dedi.

[020.121]        Bunun üzerine ikisi de ondan yediler. Hemen ayıp yerleri açıldı. Üzerlerine cennet yapraklarından yamamaya başladılar. Adem, Rabbına karşı geldi de şaşkın düştü.

[020.122]        Sonra Rabbı onu seçti de tevbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi

[020.123]        Buyurdu ki: Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Benden size bir yol gösteren gelir de kim, benim yoluma uyarsa; ne sapar, ne de bedbaht olur.

[020.124]        Kim de benim zikrimden yüz çevirirse bilsin ki; onun dar bir geçimi olur ve kıyamet gününde Biz onu kör olarak haşrederiz.

[020.125]        Der ki: Rabbım, beni niçin kör olarak haşrettin? Halbuki ben gören biriydim

[020.126]        Allah buyurur ki: Öyledir işte. Sana ayetlerimiz gelmişti de sen onları unutmuştun. Bugün de sen öylece unutulursun.

[020.127]        İşte israf edenleri, Rabbının ayetlerine inanmayanları böylece cezalandıracağız. Hem ahiretin azabı daha çetin ve daha süreklidir.

[020.128]        Kendilerinden önce nice nesilleri yok edişimiz hala onları uyarmadı mı? Halbuki onların yurdlarında gezinip duruyorlar. Doğrusu bunda sağduyu sahipleri için ayetler vardır.

[020.129]        Şayet Rabbının verilmiş bir sözü ve tayin ettiği bir vakit olmasaydı; hemen azaba uğrarlardı.

[020.130]        Onların söylediklerine sabret ve güneşin doğmasından önce de, batmasından önce de Rabbını hamd ile tesbih et. Gece saatlarında ve gündüzleri de tesbih et ki, Rabbının rızasına eresin.

[020.131]        Onlardan bazılarına; denemek için verdiğimiz dünya hayatının süsüne gözlerini dikme. Rabbının rızkı daha hayırlı ve daha devamlıdır.

[020.132]        Ehline namazı emret. Kendin de onda devamlı ol. Biz senden rızık istemiyoruz. Sana Biz rızık veririz. Akibet takvadadır.

[020.133]        Rabbından bize bir ayet getirseydi ya derler. Onlara önceki kitablarda apaçık deliller gelmedi mi?

[020.134]        Eğer onları daha evvel azaba uğratarak yok etseydik: Rabbımız, bize bir peygamber gönderseydin de hor ve rüsvay olmadan önce ayetlerine uysaydık olmaz mıydı? diyeceklerdi.

[020.135]        De ki: Herkes gözlemektedir, siz de gözleye durun. Şüphesiz kimlerin dosdoğru yolun sahipleri olduğunu ve kimlerin hidayete ermiş bulunduğunu yakında bileceksiniz.

Sabah Akşam Günlük Devamlı Okunacak Arapça Metin ve Türkçe Meal Dualar
  • Cuma Hutbesi Dualari Arapça Turkçe Yazilisi ve Okunuşu
  • Önceki Sayfa
    Fihrist
    Sonraki Sayfa
  • Kullarım sana, Beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar (Bakara Suresi - 186)