ErayKitap Web Sitesine Hoş Geldiniz !           En İyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali ( İbn Kesir Kuran Meali)
İşte bu (Kur'an), kendisiyle uyarılsınlar, Allah'ın ancak bir tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara (gönderilmiş) bir bildiridir. (İbrahim Suresi - 52)

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali...İbn Kesir Meali


037-SAFFAT SURESİ

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

[037.001]        Andolsun; saf bağlayıp duranlara.

[037.002]        Haykırıp sürenlere.

[037.003]        Zikir okumakta olanlara.

[037.004]        Ki, sizin ilahınız muhakkak ki bir tektir.

[037.005]        Göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabbıdır. Ve doğruların da Rabbıdır.

[037.006]        Doğrusu Biz; dünya göğünü bir süsle, yıldızlarla süsledik.

[037.007]        Ve onu inatçı her şeytandan koruduk.

[037.008]        Onlar Mele-i Ala'yı dinleyemezler ve her yönden sürülerek atılırlar.

[037.009]        Kovularak. Ve onlar için sürekli bir azab vardır.

[037.010]        Ancak çalıp çırpan olursa; onu da hemen delip geçen yakıcı bir alev takib eder.

[037.011]        Onlara sor; yaratış bakımından kendileri mi daha zordur, yoksa bizim yaratmış olduklarımız mı? Doğrusu Biz; onları cıvık bir çamurdan yarattık.

[037.012]        Hayır, sen; şaşırıp kaldın, onlarsa alay edip duruyorlar.

[037.013]        Kendilerine öğüt verildiğinde ise öğüt dinlemezler.

[037.014]        Bir ayet gördüklerinde, onu eğlenceye alırlar.

[037.015]        Ve derler ki: Bu, ancak apaçık bir büyüdür.

[037.016]        Öldüğümüzde, toprak ve kemik olduğumuzda mı, biz mi, diriltileceğiz?

[037.017]        Veya önceki babalarımız mı?

[037.018]        De ki: Evet, hem de hor ve hakir olarak.

[037.019]        O, sadece bir tek çığlıktır ki onların birden bire gözleri açılıverecektir.

[037.020]        Ve dediler ki: Vay bize, bu; din günüdür.

[037.021]        Bu, ayırdetme günüdür ki siz, onu yalanlamıştınız.

[037.022]        Zulmetmiş olanları ve onların eşlerini toplayın. Onların taptıklarını da;

[037.023]        Allah'tan başka. Ve onları cehennem yoluna götürün.

[037.024]        Durdurun onları. Çünkü onlar sorumludurlar.

[037.025]        Size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz?

[037.026]        Hayır; onlar bugün, teslim olmuşlardır.

[037.027]        Bir kısmı bir kısmına dönerek soruştururlar.

[037.028]        Ve derler ki: Doğrusu siz, bize sağdan gelirdiniz.

[037.029]        Onlar da derler ki: Hayır, siz zaten iman edenler olmamıştınız.

[037.030]        Bizim, sizin üstünüzde bir hakimiyetimiz de yoktu. Aksine siz, azgınlar topluluğu oldunuz.

[037.031]        Bunu için Rabbımızın sözü, üzerimize hak oldu. Doğrusu biz, tadacak olanlarız.

[037.032]        Sizi azdırdık; çünkü biz de azgınlardan olmuştuk.

[037.033]        Artık o gün onlar, muhakkak ki azabda ortaktırlar.

[037.034]        Biz, suçlulara muhakkak böyle yaparız.

[037.035]        Çünkü onlara; Allah'tan başka ilah yoktur, denildiğinde, büyüklük taslarlardı.

[037.036]        Ve derlerdi ki: Deli bir şair için mi ilahlarımızı terkedeceğiz?

[037.037]        Hayır, O; hakkı getirmiş ve peygamberleri tasdik etmişti.

[037.038]        Elbette siz, elim azabı tadacaksınız.

[037.039]        Ve yapmış olduğunuzdan başkasıyla cezalandırılmayacaksınız.

[037.040]        Ancak Allah'ın ihlasa erdirilmiş kulları müstesna.

[037.041]        İşte onlar için, ma'lum bir rızık vardır.

[037.042]        Ve meyveler. Onlar, ikram edilenlerdir;

[037.043]        Naim cennetlerinde,

[037.044]        Karşılıklı tahtlar üzerinde.

[037.045]        Kendilerine kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur,

[037.046]        Ki bembeyazdır, içenlere zevk verir.

[037.047]        Başağrısı yoktur onda ve sarhoş da etmez.

[037.048]        Yanlarında el değmemiş ve bakışlarını yalnız eşlerine çevirmiş iri gözlüler vardır.

[037.049]        Sanki onlar, saklı bir yumurta gibidirler.

[037.050]        Bir kısmı bir kısmına dönerek soruştururlar.

[037.051]        İçlerinden bir sözcü der ki: Benim bir dostum vardı.

[037.052]        Derdi ki: Sen de mi tasdik edenlerdensin?

[037.053]        Öldüğümüz, toprak ve bir yığın kemik olduğumuz zaman mı, biz mi ceza göreceğiz?

[037.054]        Siz, onu bilir misiniz? dedi.

[037.055]        Bir bakar ve onu cehennemin ortasında görmüştür.

[037.056]        Dedi ki: Allah'a andolsun ki; az kaldı beni de mahvedecektin.

[037.057]        Rabbımın lutfu olmasaydı, ben de oraya götürülenlerden olacaktım.

[037.058]        Biz, bir daha ölmeyeceğiz değil mi?

[037.059]        Ancak ilk ölümümüz müstesna, ve azablandırılmayacağız da.

[037.060]        İşte bu, şüphesiz büyük kurtuluştur.

[037.061]        Çalışanlar bunun gibisi için çalışsınlar.

[037.062]        Konak yeri olarak bu mu hayırlıdır, yoksa zakkum ağacı mı?

[037.063]        Doğrusu Biz, onu; zalimler için bir fitne yaptık.

[037.064]        O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır.

[037.065]        Tomurcukları şeytanların başları gibidir.

[037.066]        Onlar muhakkak ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.

[037.067]        Sonra onlar için, üzerine kaynar su katılmış içkiler de vardır.

[037.068]        Sonra onların dönüşü muhakkak, yine cehennemedir.

[037.069]        Doğrusu onlar, babalarını sapıklar olarak bulmuşlardı.

[037.070]        Yine de onların izlerinde koşturuluyorlardı.

[037.071]        Andolsun ki; onlardan önce geçenlerin çoğu da sapıtmıştı.

[037.072]        Ve andolsun ki; onlara, uyarıcılar göndermiştik.

[037.073]        Bir bak; uyarılanların akıbeti nice oldu.

[037.074]        Ancak Allah'ın ihlasa erdirilmiş kulları müstesna.

[037.075]        Andolsun ki; Nuh, Bize niyaz etmişti. Ne güzel icabet edenleriz Biz.

[037.076]        Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.

[037.077]        Ve onun soyunu süreklilerin kendisi kıldık.

[037.078]        Sonrakiler arasında ona da bıraktık.

[037.079]        Alemler içinde selam olsun Nuh'a.

[037.080]        Biz, ihsan edenleri; işte böyle mükafatlandırırız.

[037.081]        Doğrusu o; Bizim inanmış kullarımızdandı.

[037.082]        Sonra diğerlerini suda boğduk.

[037.083]        Muhakkak ki İbrahim de onun yolunda olanlardandı.

[037.084]        Çünkü Rabbına selim bir kalb ile gelmişti.

[037.085]        Hani babasına ve kavmine demişti ki: Neye ibadet ediyorsunuz?

[037.086]        Yalancılık etmek için mi, Allah'tan başka tanrılar mı istiyorsunuz?

[037.087]        Alemlerin Rabbı hakkındaki zannınız nedir?

[037.088]        Derken yıldızlara bir göz atarak baktı.

[037.089]        Doğrusu ben, rahatsızım, dedi.

[037.090]        Bunun üzerine arkalarını dönüp uzaklaştılar.

[037.091]        O da, tanrılarına yönelip dedi ki: Yemiyor musunuz?

[037.092]        Ne o, konuşmuyor musunuz?

[037.093]        Nihayet üzerlerine yürüyüp sağıyla vurdu.

[037.094]        Bunun üzerine koşarak ona geldiler.

[037.095]        Dedi ki: Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?

[037.096]        Halbuki sizi de, yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır.

[037.097]        Haydin; dediler, onun için bir bina yapın da onu alevli ateşe atın.

[037.098]        Ona hile yapmak istediler. Biz de onları en aşağılar kıldık.

[037.099]        O, dedi ki: Doğrusu ben, Rabbıma gidiyorum. O beni hidayete erdirir.

[037.100]        Rabbım, bana salihlerden ihsan et.

[037.101]        Biz de ona, hilim sahibi bir oğul müjdeledik.

[037.102]        O, kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca dedi ki: Oğulcuğum; doğrusu ben, rüyada iken seni boğazladığımı görüyorum. Bir bak, ne dersin? O da dedi ki: Babacığım; sana emrolunanı yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun.

[037.103]        İkisi de teslim olunca, babası; oğlunu alnı üzere yatırdı.

[037.104]        Biz, ona şöyle seslendik: Ey İbrahim;

[037.105]        Sen rü'yayı gerçekleştirdin. Elbette Biz, ihsan edenleri böylece mükafatlandırırız.

[037.106]        Muhakkak ki bu, apaçık bir imtihandı.

[037.107]        Ve ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.

[037.108]        Sonrakiler arasında ona da bıraktık.

[037.109]        Selam olsun İbrahim'e.

[037.110]        Biz, ihsan edenleri işte böyle mükafatlandırırız.

[037.111]        Muhakkak ki o, mü'min kullarımızdandı.

[037.112]        Ona salihlerden bir peygamber olmak üzere İshak'ı müjdeledik.

[037.113]        Onu da, İshak'ı da mübarek kıldık. O ikisinin soyundan ihsan eden de vardır, kendisine açıkça zulmeden de.

[037.114]        Andolsun ki; Musa ve Harun'a da lutuf da bulunmuştuk.

[037.115]        O ikisini de, kavimlerini de büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.

[037.116]        Onlara yardım etmiştik de galibler onlar oldu.

[037.117]        Her ikisine de apaçık anlaşılan kitab vermiştik.

[037.118]        Ve onları doğru yola hidayet etmiştik.

[037.119]        Sonrakiler arasında; ikisini de bıraktık.

[037.120]        Musa ve Harun'a selam olsun.

[037.121]        Muhakkak ki Biz, ihsan edenleri böyle mükafatlandırırız.

[037.122]        Doğrusu o ikisi de, mü'min kullarımızdandı.

[037.123]        Muhakkak ki İlyas da peygamberlerdendi.

[037.124]        Hani kavmine demişti ki: Siz, hiç korkmaz mısınız?

[037.125]        Yaratıcıların en güzelini bırakıp da Ba'l'e mi taparsınız?

[037.126]        Sizin de Rabbınız, önceki babalarınızın da Rabbı olan Allah'ı.

[037.127]        Fakat bunlar, onu yalanlamışlardı. Muhakkak ki onlar da cehenneme götürüleceklerdir.

[037.128]        Yalnız Allah'ın ihlasa erdirilmiş kulları müstesna.

[037.129]        Sonrakiler arasında ona da bıraktık.

[037.130]        Selam olsun İlyas'a.

[037.131]        İşte Biz, ihsan edenleri böyle mükafatlandırırız.

[037.132]        Muhakkak ki o, mü'min kullarımızdandı.

[037.133]        Muhakkak ki Lut da peygamberlerdendi.

[037.134]        Hani Biz, onu ve ailesini topluca kurtarmıştık.

[037.135]        Geridekiler arasında kalan bir kocakarı müstesna.

[037.136]        Sonra diğerlerini yerle bir etmiştik.

[037.137]        Doğrusu siz, sabahleyin onlara uğrar üzerlerinden geçersiniz.

[037.138]        Geceleyin de. Hala akletmez misiniz?

[037.139]        Muhakkak ki Yunus da peygamberlerdendi.

[037.140]        Hani o, dolu bir gemiye kaçmıştı.

[037.141]        Kur'a çekmişti de yenilenlerden olmuştu.

[037.142]        Yenilgiye uğramışken, bir balık yutmuştu onu.

[037.143]        Eğer o, tesbih edenlerden olmasaydı.

[037.144]        Tekrar diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalacaktı.

[037.145]        Rahatsız bir halde iken Biz, onu açıklık bir yere attık.

[037.146]        Ve onun için geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik.

[037.147]        Onu yüz bin veya daha fazlasına elçi gönderdik.

[037.148]        Nihayet ona inandılar, Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.

[037.149]        Şimdi sen, onlara sor, kızlar senin Rabbının da, oğlanlar onların mı?

[037.150]        Yoksa, Biz, melekleri dişi olarak yarattık da onlar buna şahid miydiler?

[037.151]        İyi bilin ki; gerçekten onlar, iftiralarından ötürü şöyle diyorlar:

[037.152]        Allah doğurdu. Hiç şüphesiz onlar yalancılardır.

[037.153]        Kızları, oğullara tercih mi etmiş?

[037.154]        Ne oluyor size, nasıl hükmediyorsunuz?

[037.155]        Hiç düşünmüyor musunuz?

[037.156]        Yoksa sizin apaçık bir deliliniz mi var?

[037.157]        Eğer sadıklardan iseniz kitabınızı getirin.

[037.158]        O'nunla cinnler arasında bir neseb bağı uydurdular. Andolsun ki; cinnler de, onların götürüleceklerini bilmektedirler.

[037.159]        Allah, onların nitelendirdiklerinden münezzehtir.

[037.160]        Allah'ın ihlasa erdirilmiş kulları müstesna.

[037.161]        Muhakkak ki sizler ve taptıklarınız,

[037.162]        O'na karşı hiç fitneleyebilecek değilsiniz.

[037.163]        Tabii cehenneme girecek olan müstesna.

[037.164]        Bizim her birimizin belirli bir makamı vardır.

[037.165]        Ve muhakkak ki biz; saf bağlayıp duranlarız.

[037.166]        Ve muhakkak ki biz; tesbih edenleriz.

[037.167]        Onlar her ne kadar şöyle diyor idiyseler de;

[037.168]        Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir zikir bulunsaydı;

[037.169]        Biz de elbet Allah'ın ihlasa erdirilmiş kulları olurduk.

[037.170]        Sonunda O'na küfrettiler, ama ilerde bileceklerdir.

[037.171]        Andolsun ki; Bizim, gönderilen kullarımız hakkında sözümüz geçmiştir:

[037.172]        Onlar muhakkak yardım görenlerdir.

[037.173]        Ve şüphesiz ki Bizim askerlerimiz; onlar galiblerdir.

[037.174]        Sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

[037.175]        Gözetleyiver onları, ilerde göreceklerdir.

[037.176]        Yoksa azabımızı mı çabucak istiyorlar?

[037.177]        Fakat o, yurtlarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötü olur.

[037.178]        Sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

[037.179]        Gözetleyiver, ilerde göreceklerdir.

[037.180]        Tenzih ederiz senin izzet sahibi Rabbını, onların nitelemekte olduklarından.

[037.181]        Selam olsun peygamberlere.

[037.182]        Hamd olsun, alemlerin Rabbı Allah'a.

Sabah Akşam Günlük Devamlı Okunacak Arapça Metin ve Türkçe Meal Dualar
  • Cuma Hutbesi Dualari Arapça Turkçe Yazilisi ve Okunuşu
  • Önceki Sayfa
    Fihrist
    Sonraki Sayfa
  • Kullarım sana, Beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar (Bakara Suresi - 186)