ErayKitap Web Sitesine Hoş Geldiniz !           En İyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali ( İbn Kesir Kuran Meali)
İşte bu (Kur'an), kendisiyle uyarılsınlar, Allah'ın ancak bir tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara (gönderilmiş) bir bildiridir. (İbrahim Suresi - 52)

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali...İbn Kesir Meali


019-MERYEM SURESİ

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 

 

 

[019.001]        Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad.

[019.002]        Rabbının, kulu Zekeriyya'ya rahmetinin zikri.

[019.003]        Hani o; Rabbına içinden yalvarmıştı.

[019.004]        Ve demişti ki: Rabbım; gerçekten kemiklerim yıprandı, baş yaşlılık alevi ile tutuştu. Rabbım; şimdiye kadar sana yalvarmakla bir şeyden mahrum olmadım.

[019.005]        Doğrusu ben; kendimden sonra yerime geçecek yakınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden korkuyorum. Karım da kısırdır. Bana katından bir oğul bağışla.

[019.006]        Ki bana ve Yakuboğullarına mirasçı olsun. Rabbım; onu razı olunan kıl.

[019.007]        Ey Zekeriyya; sana Yahya adında bir oğlan müjdeliyoruz. Daha önce bu adı hiç kimseye vermedik.

[019.008]        Rabbım; karım kısır ve ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olur ki? dedi.

[019.009]        Öyledir. Rabbım buyurdu ki: Bu, bana çok kolaydır. Daha önce sen yokken seni de yaratmıştım.

[019.010]        Öyleyse Rabbım bana bir nişan ver, dedi. Senin nişanın; birbiri ardı sıra üç gece insanlarla konuşmamandır, buyurdu.

[019.011]        Bunun üzerine ma'bedden çıkıp kavmine: Sabah akşam Allah'ı tesbih edin, diye işaret etti.

[019.012]        Ey Yahya, Kitab'a kuvvetle sarıl. Daha çocuk iken ona hikmet verdik.

[019.013]        Katımızdan bir kalb yumuşaklığı ile safiyet verdik. O, takva sahibi biri idi.

[019.014]        Anasına ve babasına karşı iyi davranırdı. Baş kaldıran bir zorba değildi.

[019.015]        Selam olsun ona, doğduğu günde, öleceği günde ve dirileceği günde.

[019.016]        Kitab'da Meryem'i de an. Hani o, ailesinden ayrılarak Doğu tarafında bir yere çekilmişti.

[019.017]        Onlardan gizlenmek için de bir perde germişti. Derken, Biz de ona ruhumuzu göndermiştik de tam bir insan olarak görünmüştü ona.

[019.018]        Rahman'a sığınırım senden, dedi. Eğer takva sahibi isen.

[019.019]        O da: Ben, Rabbının sana tertemiz bir oğul vermek için gönderdiği bir elçiden başka bir şey değilim, dedi.

[019.020]        Meryem: Benim nasıl bir oğlum olabilir ki; bana hiç bir beşer dokunmamıştır. Ve ben, kötü kadın da değilim, dedi.

[019.021]        Bu böyledir, zira Rabbın; bu, Bana kolaydır, onu insanlar için bir ayet ve katımızdan bir rahmet kılacağız, buyuruyor, dedi. Ve iş, olup bitti.

[019.022]        Nihayet ona gebe kaldı ve bu sebeple uzak bir yere çekildi.

[019.023]        Doğum sancısı onu bir hurma dalına sürükledi. Keşki, dedi; bundan evvel öleydim de unutulup gideydim.

[019.024]        Altından ona şu nida geldi: Üzülme sakın, Rabbın senin ayağının altında bir ırmak akıttı.

[019.025]        Hurma dalını kendine doğru silkele; üstüne taze hurma dökülsün.

[019.026]        Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan; ben Rahman' a oruç adadım. Onun için bugün hiç bir kimseyle konuşmayacağım, de.

[019.027]        Derken çocuğu alıp kavmine getirdi. Ey Meryem; andolsun ki utanılacak bir şey yaptın, dediler.

[019.028]        Ey Harun'un kızkardeşi; baban kötü birisi değildi, annen de iffetsiz değildi, dediler.

[019.029]        Bunun üzerine o, çocuğu gösterdi: Biz beşikteki çocukla nasıl konuşabiliriz? dediler.

[019.030]        Çocuk dedi ki: Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. Bana kitabı verdi ve beni peygamber yaptı.

[019.031]        Nerede olursam olayım, beni mübarek kıldı ve yaşadığım müddetçe namaz kılmamı ve zekat vermemi emretti.

[019.032]        Bir de anneme iyi davranmamı. Ve beni bedbaht bir zorba kılmadı.

[019.033]        Selam olsun bana; doğduğum günde, öleceğim günde ve diri olarak kaldırılacağım günde, dedi.

[019.034]        İşte hakkında şüpheye düştükleri Meryem oğlu İsa, hak söze göre budur.

[019.035]        Oğul edinmek Allah'a asla yakışmaz. O münezzehtir. Bir işin olmasını istedi mi, ona sadece; ol, der, o da oluverir.

[019.036]        Şüphesiz ki Allah; benim de Rabbım, sizin de Rabbınızdır. O'na ibadet edin. İşte dosdoğru yol budur.

[019.037]        Fırkalar kendi aralarında ihtilafa düştüler. Vay o büyük günü görecek kafirlerin haline.

[019.038]        Bize geldikleri gün; neler görüp işitecekler. Ne var ki zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.

[019.039]        Sen, onları hasret günü ile korkut. O gün, onlar gaflet içinde inanmamakta iken, iş bitirilmiş olur.

[019.040]        Şüphe yok ki bütün yeryüzüne ve üzerinde bulunanlara Biz, varis olacağız Ve onlar, Bize döndürüleceklerdir.

[019.041]        Kitab'da İbrahim'i de an. Muhakkak ki o, dosdoğru bir peygamberdi.

[019.042]        Hani babasına demişti ki: Babacığım; işitmeyen, görmeyen ve sana hiç bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?

[019.043]        Babacığım, doğrusu sana gelmeyen bir ilim bana gelmiştir. Öyleyse bana uy da, seni dosdoğru bir yola ileteyim.

[019.044]        Babacığım, şeytana tapma. Çünkü şeytan, Rahman'a başkaldırmıştır.

[019.045]        Babacığım, sana Rahman'ın katından bir azabın gelmesinden korkuyorum. Böylece şeytanın dostu olarak kalırsın.

[019.046]        Dedi ki: Sen, benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun? Ey İbrahim, eğer bundan vazgeçmezsen; andolsun ki seni taşlarım, uzun bir müddet benden ayrıl, git.

[019.047]        İbrahim dedi ki: Selam olsun sana, senin için Rabbımdan mağfiret dileyeceğim. Zira O, bana karşı çok lütufkardır.

[019.048]        Sizi ve Allah'tan başka taptıklarınızı bırakıp çekilirim, Rabbıma yalvarırım. Rabbıma yalvarışımdan ötürü mahrum kalmayacağımı umarım.

[019.049]        Onları ve Allah'tan başka taptıklarını bırakıp çekilince; ona İshak'ı ve Yakub'u bahşettik. Ve her birini peygamber yaptık.

[019.050]        Bunlara rahmetimizden lutfettik. Onlar için yüce bir doğruluk dili verdik

[019.051]        Kitab'da Musa'yı da an. Muhakkak ki o, ihlasa erdirilmiş ve gönderilmiş bir peygamberdi.

[019.052]        Ona Tur'un sağ yanından seslendik. Ve onu gizlice söyleşmek için yaklaştırdık.

[019.053]        Ve rahmetimizden ötürü ona; kardeşi Harun'u da bir peygamber olarak bağışladık.

[019.054]        Kitab'da İsmail'i de an. Muhakkak ki o, vaadine sadık idi ve katımızdan gönderilmiş bir peygamberdi.

[019.055]        Kavmine namaz kılmalarını, zekat vermelerini emrederdi. Rabbının katında hoşnudluğu ermişti.

[019.056]        Kitab'da İdris'i de an. Muhakkak ki o, dosdoğru bir peygamberdi.

[019.057]        Onu yüce bir yere yükselttik.

[019.058]        İşte bunlar; Allah'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden, Adem in soyundan, Nuh ile beraber taşıdıklarımızdan ve İbrahim ile İsrail'in neslinden, hidayete erdirdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdendir. Rahman'ın ayetleri onlara okunduğu zaman; ağlayarak secdeye kapanırlardı.

[019.059]        Ama onların ardından namazı bırakan, şehvetlerine uyan bir nesil geldi. Onlar bu azgınlıklarının karşılığını göreceklerdir.

[019.060]        Ancak tevbe edip iman ederek salih amel işleyenler müstesnadır. Onlar, hiç bir haksızlığa uğratılmadan cennete girerler.

[019.061]        Rahman'ın kullarına gıyaben vaad ettiği Adn cennetlerine. Şüphesiz O'nun sözü yerini bulacaktır.

[019.062]        Orada boş sözler değil, sadece selam sözü işitirler ve sabah-akşam rızıklarını hazır bulurlar.

[019.063]        İşte bu cennetlere; kullarımızdan takva sahiplerini mirasçı kılacağız.

[019.064]        Biz, ancak Rabbının emri ile ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bu ikisi arasındaki her şey, O'nundur. Ve Rabbın unutkan değildir.

[019.065]        Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbıdır. O halde O'na ibadet et ve bu ibadetinde devamlı ol. Sen, hiç O'nun için bir adaş bilir misin?

[019.066]        İnsan der ki: Ben, öldüğümde mi diriltileceğim?

[019.067]        İnsan hiç düşünmez mi ki; kendisi önceden bir şey değilken, Biz yarattık onu.

[019.068]        Rabbına andolsun ki; Biz, onları da, şeytanları da beraber mutlaka haşr edeceğiz. Sonra cehennemin yanında diz çöktürerek hazır bulunduracağız.

[019.069]        Sonra her toplumdan Rahman'a karşı en çok başkaldıranları ortaya koyacağpız.

[019.070]        Cehenneme en çok layık olanları elbette Biz, biliriz.

[019.071]        Sizden oraya gitmeyecek hiç kimse yoktur. Bu, Rabbının yapmayı üzerine aldığı kesin bir hükümdür.

[019.072]        Sonra Biz, takvaya erenleri kurtaracağız. Zalimleri de orada diz üstü çökmüş olarak bırakacağız.

[019.073]        Ayetlerimiz kendilerine açıkça okunduğu zaman; küfreden o adamlar mü'minlere: Bu iki takım insanın hangisinin makamı daha iyi ve yeri daha güzeldir? derler.

[019.074]        Onlardan önce nice nesilleri yok ettik ki, varlıkça ve gösterişçe bunlardan çok daha üstündüler.

[019.075]        De ki: Rahman; sapıklıkta olanın günlerinin uzunluğunu uzattıkça uzatır. Nihayet tehdit edildikleri azabı veya kıyamet gününü gördükleri zaman; kimin yerinin daha kötü ve taraftarlarının daha güçsüz olduğunu bileceklerdir.

[019.076]        Allah, hidayete erenlerin hidayetini artırır. Baki kalacak salih ameller Rabbının katında hem sevab olarak daha hayırlı, hem de netice olarak daha hayırlıdır.

[019.077]        Ayetlerimizi inkar eden; bana elbette mal ve çocuk verilecektir, diyeni gördün mü?

[019.078]        O, görülmeyeni mi biliyor yoksa Rahman katından bir söz mü almış?

[019.079]        Hayır, onun söylediğini yazacağız ve azabını uzattıkça uzatacağız.

[019.080]        Onun söylemekte olduğuna Biz, mirasçı olacağız. Kendisi Bize tek olarak gelecektir.

[019.081]        Onlar; kendilerine güç kazandırsın diye, Allah'ı bırakarak ilahlar edindiler.

[019.082]        Hayır, onlar kendilerinin ibadetlerini inkar edecekler ve aleyhlerine döneceklerdir.

[019.083]        Bilmiyor musun ki; kafirlerin üzerine, onları kışkırtan şeytanlar gönderdik.

[019.084]        Şu halde sen, onlara karşı acele etme. Biz, onların günlerini saydıkça sayıyoruz.

[019.085]        O gün muttakileri Rahman'ın huzurunda, O'na gelmiş konuklar olarak toplarız.

[019.086]        Mücrimleri de suya götürür gibi cehenneme süreriz.

[019.087]        Rahman'ın katında, ahid almış olanlardan başkası asla şefaatta bulunamayacaktır.

[019.088]        Bir kısım kimseler: Rahman çocuk edindi, dediler.

[019.089]        Andolsun ki; ortaya çok kötü bir şey attınız.

[019.090]        Neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak ve dağlar göçecekti;

[019.091]        Rahman'a çocuk isnad etmelerinden ötürü.

[019.092]        Oysa Rahman'a çocuk edinmek yaraşmaz.

[019.093]        Çünkü göklerde ve yerlerde olan her şey, Rahman'a kul olarak gelecektir.

[019.094]        Andolsun ki; ilmi onları kuşatmış ve teker teker saymıştır.

[019.095]        Hepsi kıyamet günü O'na tek olarak gelecektir.

[019.096]        Muhakkak ki iman edip salih amel işleyenleri, Rahman sevgili kılacaktır.

[019.097]        İşte Biz; bunu muttakilere müjdeleyesin ve inatçı bir kavmi uyarasın diye senin dilinde indirerek kolaylaştırdık.

[019.098]        Onlardan önce nice nesilleri yok ettik. Şimdi onlardan hiç bir varlık emaresi hissediyor veya bir ses işitiyor musun?

Sabah Akşam Günlük Devamlı Okunacak Arapça Metin ve Türkçe Meal Dualar
  • Cuma Hutbesi Dualari Arapça Turkçe Yazilisi ve Okunuşu
  • Önceki Sayfa
    Fihrist
    Sonraki Sayfa
  • Kullarım sana, Beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar (Bakara Suresi - 186)