ErayKitap Web Sitesine Hoş Geldiniz !           En İyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali ( İbn Kesir Kuran Meali)
İşte bu (Kur'an), kendisiyle uyarılsınlar, Allah'ın ancak bir tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara (gönderilmiş) bir bildiridir. (İbrahim Suresi - 52)

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali...İbn Kesir Meali


043-ZUHRUF SURESİ

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

[043.001]        Ha, Mim.

[043.002]        Apaçık kitaba andolsun ki;

[043.003]        Düşünüp anlayasınız diye gerçekten Biz, onu arabça bir Kur'an kılmışızdır

[043.004]        O nezdimizdeki ana kitabdadır. Şanı yücedir, hikmet doludur.

[043.005]        Haddi aşan bir kavimsiniz diye, sizi o Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?

[043.006]        Daha öncekilere nice peygamberler göndermiştik.

[043.007]        Kendilerine bir peygamber gelmeyedursun mutlaka onunla alay ederlerdi.

[043.008]        Biz, bunlardan daha güçlü olanları helak ettik. Öncekilerin misali geçti.

[043.009]        Andolsun ki; onlara: Gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan, muhakkak: Onları Aziz, Alim yaratmıştır, diyeceklerdir.

[043.010]        O ki; yeri, sizin için bir beşik kılmış, doğru gidesiniz diye orada yollar var etmiştir.

[043.011]        O ki; gökten bir ölçüye göre su indirmiştir. İşte Biz, onunla ölü bir memleketi dirilttik, siz de böylece çıkarılacaksınız.

[043.012]        Ve O ki; bütün çiftleri yaratmıştır. Sizin için bineceğiniz gemiler ve davarlar var etmiştir.

[043.013]        Ta ki bunların üzerine oturunca, Rabbınızın nimetini anarak: Bunları bize müsahhar kılan ne yücedir, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik, diyesiniz.

[043.014]        Ve biz, şüphesiz Rabbımıza döneceğiz.

[043.015]        Ama onlar; kullarından bir kısmını, O'nun bir parçası saydılar. İnsan, gerçekten apaçık bir nankördür.

[043.016]        Yoksa; Allah, yarattıkları arasından kızları kendisine alıp oğulları size mi ayırdı?

[043.017]        Ama Rahman'a isnad edilen kız evladla onlardan birisi müjdelenince; yüzü kapkara kesilir de öfkesinden yutkunur durur.

[043.018]        Yoksa süs içinde yetiştirilip de mücadelede açık olmayanı mı?

[043.019]        Onlar; Rahman'ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Yaratılışlarını mı görmüşler. Onların şehadetleri yazılacak ve onlar sorguya çekileceklerdir.

[043.020]        Ve derler ki: Eğer Rahman dilemiş olsaydı; biz, onlara ibadet etmezdik. Onların bu konuda bir bilgileri yoktur. Onlar, yalnız yalan söyleyip dururlar.

[043.021]        Yoksa; daha önce onlara bir kitab verdik de ona mı tutunuyorlar?

[043.022]        Hayır, dediler ki: Doğrusu biz, atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk ve biz de onların izlerinden gitmekteyiz.

[043.023]        Senden önce de hangi kasabaya bir uyarıcı gönderdiysek; o kasabanın varlıklıları sadece dediler ki: Doğrusu biz, babalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk ve biz de onların izlerine uymaktayız.

[043.024]        Şayet size atalarınızı üzerinde bulduğunuz şeyden daha doğrusunu getirmişsem; yine mi bana uymazsınız? deyince, dediler ki: Doğrusu sizin gönderildiğiniz şeyi, biz inkar ediyoruz.

[043.025]        Biz de onlardan intikam aldık. Yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bak.

[043.026]        Hani İbrahim; babasına ve kavmine demişti ki: Şüphesiz ben, sizin taptığınız şeylerden uzağım.

[043.027]        Beni yaratan müstesna. Şüphesiz ki O; beni hidayete iletecektir.

[043.028]        Ve onu; belki dönerler diye ardından gelenler için kalıcı bir kelime kıldı.

[043.029]        Hayır. Ben, onları da, atalarını da hakkı açıklayan bir peygamber gelene kadar geçindirdim.

[043.030]        Hak kendilerine geldiğinde ise: Bu bir büyüdür. Doğrusu biz, onu inkar ediyoruz, dediler.

[043.031]        Ve dediler ki: Bu Kur'an, o iki kasabanın birinden büyük bir adama indirilmeli değil miydi?

[043.032]        Yoksa Rabbının rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimlerini aralarında Biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürebilmeleri için kimini kimine derecelerle üstün kıldık. Rabbının rahmeti, onların biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır.

[043.033]        Şayet insanlar, tek bir ümmet haline gelmeyecek olsaydı; Rahman'ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını ve üzerinde yükseldikleri merdivenleri gümüşten yapardık.

[043.034]        Evlerinin kapılarını ve üzerlerine yaslanacakları kerevetleri de,

[043.035]        Altına boğardık. Bunların hepsi sadece dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret ise; Rabbının katında müttakiler içindir.

[043.036]        Kim, Rahman'ın zikrinigörmezlikten gelirse; Biz, ona şeytanı musallat ederiz.

[043.037]        Şüphesiz ki onlar da bunları yoldan çıkarırlar. Bunlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar.

[043.038]        Nihayet Bize gelince der ki: Keşki benimle senin aranda Doğu ile Batı arasındaki kadar uzaklık olsaydı. Sen, ne kötü arkadaş imişsin.

[043.039]        Zulmettiğiniz için, bugün pişmanlığın hiç bir faydası yoktur. Muhakkak ki azabda ortaksınız.

[043.040]        Sen mi duyuracaksın o sağırlara? Körleri ve apaçık sapıklıkta olanları sen mi hidayete eriştireceksin?

[043.041]        Seni onlardan uzaklaştırsak da; muhakkak ki Biz, onlardan intikam alırız.

[043.042]        Yahut da onlara vaadettiğimizi sana gösteririz. Çünkü Biz, onlara karşı gücü yetenleriz.

[043.043]        Sen; sana vahyolunana sarıl. Muhakkak ki sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.

[043.044]        Doğrusu bu; sana ve kavmine bir öğüttür. Ondan sorguya çekileceksiniz.

[043.045]        Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize sor: Biz, Rahman'dan başka ibadet edecek tanrılar kılmış mıyız?

[043.046]        Andolsun ki; Biz, Musa'yı da ayetlerimizle Firavun'a ve erkanına göndermiştik. Ve demişti ki: Şüphesiz ben, alemlerin Rabbının elçisiyim.

[043.047]        Onlara ayetlerimizle varınca, onlar bunlara gülüvermişlerdi.

[043.048]        Onlara biri diğerinden daha büyük olmayan hiç bir ayet göstermedik. Doğru yola dönmeleri için onları azaba uğrattık.

[043.049]        Ve dediler ki: Ey sihirbaz; sana verdiği ahde göre Rabbına bizim için dua et. Muhakkak biz, hidayete eriştirilmiş olacağız.

[043.050]        Azabı üzerlerinden kaldırınca, hemen sözlerinden caydılar.

[043.051]        Firavun, kavmine seslendi ve dedi ki: Ey kavmim; Mısır mülkü ve altımdan akan şu ırmaklar benim değil mi? Hala görmüyor musunuz?

[043.052]        Ben, açıkça söyleyemeyecek derecede zavallı olan şu adamdan daha hayırlı değil miyim?

[043.053]        Ona altın bilezikler verilmeli veya beraberinde kendisine yardım edecek melekler gelmeli değil miydi?

[043.054]        Firavun, kavmini küçümsedi, ama onlar yine de kendisine itaat ettiler. Çünkü onlar, fasık olan bir kavim idi.

[043.055]        Bizi öfkelendirince; onlardan intikam aldık ve hepsini suda boğduk.

[043.056]        Ve onları, sonradan geleceklere bir geçmiş ve örnek kıldık.

[043.057]        Meryem'in oğlu misal olarak verilince; senin kavmin hemen bağrıştı.

[043.058]        Ve: Bizim tanrılarımız mı, yoksa o mu daha iyidir? dediler. Sana böyle demeleri, sadece tartışmaya girişmek içindir. Hayır, onlar kavgacı bir kavimdir.

[043.059]        O; kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek kıldığımız bir kuldur.

[043.060]        Şayet dileseydik; sizden, yeryüzünde sizin yerinizi tutacak melekler var ederdik.

[043.061]        Şüphesiz ki o, saatın bilgisidir. O'ndan hiç şüphe etmeyin ve Bana tabi olun. İşte doğru yol.

[043.062]        Sakın şeytan sizi çevirmesin. Şüphesiz ki o, size apaçık bir düşmandır.

[043.063]        İsa huccetlerle gelince; demişti ki: Size hikmetle ve ihtilafa düştüğünüz şeylerin bir kısmını açıklamak için geldim. Öyleyse Allah'tan korkun ve bana itaat edin.

[043.064]        Muhakkak ki Allah, benim de Rabbımdır, sizin de Rabbınızdır. Öyleyse O' na ibadet edin. İşte doğru yol.

[043.065]        Ama aralarında hizibler birbirleriyle ihtilafa düştüler. Acıklı bir günün azabından vay o zulmedenlerin haline.

[043.066]        Onlar, farkında değillerken kendilerine ansızın o saatın gelmesini mi bekliyorlar?

[043.067]        O gün; müttakilerin dışında, dostlar birbirlerine düşman olurlar.

[043.068]        Ey kullarım; bugün size korku yoktur. Ve siz, üzülecek de değilsiniz.

[043.069]        Onlar ki; ayetlerimize iman etmiş ve müslüman olmuşlardır.

[043.070]        Siz ve eşleriniz, ağırlanmış olarak cennete girin.

[043.071]        Onlara altın kadehler ve tepsiler dolaştırılır. Canların istediği ve gözlerin hoşlandığı her şey oradadır. Ve siz, orada ebediyyen kalacaksınız.

[043.072]        İşte o cennet, işlediklerinize karşılık size miras kılındı.

[043.073]        Orada sizin için meyveler vardır. Ve onlardan yersiniz.

[043.074]        Muhakkak ki mücrimler; ebediyyen kalacakları cehennem azabındadırlar.

[043.075]        Azablarına ara verilmeyecek ve orada tamamen ümitsiz kalacaklardır.

[043.076]        Biz onlara zulmetmedik, ama onlar zalimlerin kendileridir.

[043.077]        Ey nöbetçi; Rabbın hiç olmazsa bizi ölüme mahkum etsin, diye çağırışırlar. O da: Siz, böyle kalacaksınız, der.

[043.078]        Andolsun ki; size hak ile geldik. Fakat çoğunuz hakkı hoş görmüyordunuz.

[043.079]        Yoksa bir işe mi karar verdiler? Doğrusu Biz de kararlıyız.

[043.080]        Yoksa kendilerinin sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmiyoruz mu sanıyorlar? Hayır, öyle değil, yanlarındaki elçilerimiz yazmaktadır.

[043.081]        De ki: Eğer Rahman'ın çocuğu olsaydı; o takdirde ben, kulluk edenlerin ilkiydim.

[043.082]        Göklerin ve yerin Rabbı, Arş'ın Rabbı onların tavsiflerinden münezzehtir.

[043.083]        Bırak onları, kendilerine vaadedilen güne ulaşıncaya kadar dalsınlar, oyalanıp dursunlar.

[043.084]        Gökte de ilah, yerde de ilah O'dur. Ve O; Hakim'dir, Alim'dir.

[043.085]        Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların mülkü kendisine ait olan ne yücedir. Kıyamet saatının bilgisi O'nun katındadır ve O'na döndürüleceksiniz.

[043.086]        O'ndan başka tapındıkları şeyler, şefaat edemezler. Ancak hak ile şehadet edenler bunun dışındadır ve onlar bilirler.

[043.087]        Andolsun ki; onlara, kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette; Allah, diyeceklerdir. O halde neye çevriliyorlar?

[043.088]        Onun: Ey Rabbım, demesi hakkı için, muhakkak ki bunlar inanmayan bir kavimdir.

[043.089]        Şimdilik sen, onlardan yüz çevir ve; selam, de. Yakında bileceklerdir.

Sabah Akşam Günlük Devamlı Okunacak Arapça Metin ve Türkçe Meal Dualar
  • Cuma Hutbesi Dualari Arapça Turkçe Yazilisi ve Okunuşu
  • Önceki Sayfa
    Fihrist
    Sonraki Sayfa
  • Kullarım sana, Beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar (Bakara Suresi - 186)