ErayKitap Web Sitesine Hoş Geldiniz !           En İyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir
   Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla    Hadis Fihristi veya Konularına Göre Hadis Meali
Eraykitaptan Büyük Hizmet: Konularına Göre Hadis Meali veya Hadis Fihristi • A'dan • Z'ye Hizmetinize Sunmuştur



Konularına Göre Hadis Meali veya Hadis Fihristi       M         Harfi ile Başlayan Konular

MEVZU HADİS

" ...İskât etmek, koymak, terketmek, iftirâ etmek, icâd etmek anlamında olup;Mevzû' ise, vaza mastarından ism-i mef'ûldur.

Rasulullah (s.a.s)'in söylemediği bir sözü, yalan ve iftirâ ile ona nisbet etmek manasını taşıyan bir Usul'u Hadis terimi.

Rasulullah (s.a.s), söylemediği halde çeşitli sebeblerle sahabe ve Tabiine izafe edilerek uydurulmuş sanatlı sözlerdir.

Hadis âlimlerinin istilahında
Rasulullah (s.a.s)'in ağzından uydurulan ve ona iftira edilen söz manasında mecazî olarak kullanılan "mevzû" tabiri, "muhtelak" (= icad edilmiş) ve "masnû" (=uydurulmuş) kelimeleriyle de izah edilmektedir.
Ashab-ı Kiram ve daha sonraki zevata aitmiş gibi gösterilen bir takım sözler de mevzû kelimesinin kapsamına girmektedir
Yalnız mevzû kelimesi, mutlak olarak kullanıldığı zaman, Rasulullah (s.a.s)'in adına uydurulan sözleri ifade etmektedir. Başkaları hakkında uydurulnıuş sözler için de çoğu zaman "bu falan adına uydurulmuş" ifâdesi kullanılmaktadır

Kısaca mevzu hadis Rasulullah (s.a.s)in hadisi olmadığı halde kasıtlı olarak onun hadisi imiş gibi anlatılan söz olmaktadır.
Allah Rasulü (s.a.s)'nin, söylemediği bir sözü ona nisbet etmek veya hadis uydurmak aşağıdaki hadis gereğince haram kılınmıştır.

'Her kim benim adıma yalan söylerse cehennemdeki yerine hazırlansın"
Buharî, İlm 38, Cenâiz 33, Enbiyâ 50, Edeb 109; Müslim Zühd 72; Ebü Dâvud, İlm 4; [1]

MEVZÛ HADÎSLER

 

Âlemlerin Rabbi Allâh’a hamd olsun. Onun Resulu Muhammed’e, Onun âile ve ashâbına salât ve selâm olsun ve ba‘d…

 

Tarih boyunca kâfirler, kendilerine gönderilen peygamberlere imân etmemekle kalmamış, otoritelerini sarsma ihtimâli olan her şeyi önlemek amacıyla peygamberlere ve beraberindekilere soğuk / sıcak savaş açmışlardır. Bu hak - bâtıl mücadelesinde bazen iman edenler galip gelmiş, bazen de –Allah’ın bir hikmeti olmak üzere– kâfirler galip gelmiştir. Günümüzde kâfirler açık farkla öndedir.

 

Bunların bir sonucu olarak iman etmeyenler, kendilerini ve batıl sistemlerini Allah’ın dininden koruyabilmek için çeşitli plan ve projeler geliştirmekte, böylece ayakta kalabilmeyi hedeflemektedirler. Her sistem kendini korumak zorundadır. Bu amaçla ilk iş olarak iman edenleri dinlerinden bîhaber kılmalıydılar. Çünkü insanlara inandıkları değerleri inkâr ettirmeye çalışmak, kaş yaparken göz çıkarmaktır ki, direnişten başka sonuç alamazsınız. Öyleyse insanlar cahil bırakılmalı; batıllar hak, hak da batıl gösterilmeli; kafalar allak bullak edilmeli, böylece düşünülmesi gerekenleri düşünemez hale getirilmeliydi.

 

Amaç ne olursa olsun, İslam Ümmeti bir şekilde cahil bırakıldı. Âlimler öldürüldü, kalanlar da toplumların gözünden düşürülerek itibarları ortadan kaldırıldı. Bundan sonra artık insanlara dilediğinizi kabul ettirebilirsiniz. Hele bir de eğitim ve öğretim (?) sizin elinizdeyse…

 

Kontrollü olarak cahil bırakılmışlığın bir sonucu olarak Ümmet, dinini nasıl yaşayacağını bilmiyor, öğrenemiyor ya da yanlış öğreniyor. Hâlbuki dinimiz, sonsuz âhıret hayatımızın garantisidir. Bu yüzden sağlam kaynaklardan öğrenilmeli. En sağlam kaynak da dînin sahibi olan Allâh’ın kelâmı, Kur’ân-ı Kerîm ve Kitab’ın mubeyyini olan Peygamber’den (s.a.v.) gelen güvenilir rivâyetlerdir.

 

Yüce Allah tarafından gönderilmiş olması, Kur’ân-ı Kerîm’in hüccet oluşunda şüphe bırakmamaktadır. Sünnetin hücciyyeti hakkındaki âyet-i kerîmeler de şüphe bırakmayacak derecede sarîhtir. (Bakınız 3/31., 3/32., 4/65., 4/80., 4/115., 7/157., 8/20., 24/51., 24/52., 24/54., 33/36., 54/56., 59/7., … vd.) Bu âyetler ve konuyla ilgili diğer âyetler Peygamber’e (s.a.v.) itaatin vücûbuna, Onun şâri‘ oluşuna kat‘î olarak delâlet etmekte; kalbinde maraz olanlara çıkar yol bırakmamaktadır. Fakat burada azami dikkat edilmesi gereken bir husus da var ki, çalışmamızın konusu da zaten budur. Mevzû hadisler…

 

Mevzû Hadis:وضع” kökünden ism-i mef‘ûldür. Aslı “ mevdû‘ ” olup, “koyulmuş, bırakılmış” manalarına gelmektedir. Terim olarak ise Hz. Peygamber (s.a.v.) söylemediği halde Ona nispet edilerek rivâyet edilen sözdür. Aslında hadis olmadıkları halde usûlcülerin ıstılâhında bu sözlere “mevzû hadis” denilmiştir. Bir kısmının manası doğru olabilir. Fakat bilinmelidir ki, İmâm Mâlik’in (r.a.) de belirttiği gibi, Hz. Peygamber (s.a.v.) dışındaki herkesin sözü alınır ya da reddedilir.

 

Bu hadislerle mutlak olarak amel edilmez. Mevzû olduğunu belirtmeden rivâyet etmenin haram olduğunu, İmâm en-Nevevî (r.a.), Sahîh-i Müslim Şerhi’nin, I. cilt, 71. sayfasında belirtmiştir.

 

Mollâ ‘Aliyyu’l-Kârî, “el-Esrâru’l-Merfû‘ah fi’l-Ehbâri’l-Mevdû‘ah” isimli kitabının önsözünde “Bana yalan isnâd eden, cehennemdeki yerine hazırlansın.” manasındaki hadislerin, yüz iki tane farklı rivâyetini beyân etmiştir. Bununla birlikte hadis uyduranın öldürülmesi gerektiğini belirterek, İmâm Celâluddîn es-Suyûtî’nin, Ebû Muhammed el-Cuveynî ve Nâsıruddîn b. el-Muneyyir gibi bazı âlimlerin, kasten hadis uyduranları tekfîr ettiğine dâir rivâyetini de kitabına almıştır.

 

Çalışmamızın asıl amacı olarak, halk arasında sıkça vurgulanan ve hadis zannedilen sözleri bilgilerinize sunuyoruz. Bunlardan bazıları deyim ya da atasözü hâline gelerek farklı lafızlarla zikrediliyor olabilir. Biz ilmî ahlâkın gereği olarak Arapça metnine sadık kalarak tercüme ettik. Faydasının artırılması amacıyla da alfabetik olarak listeledik.

 

Bu sözlerin hadis olmadığını, her şeyi olduğu gibi âlimlerimizden öğreniyoruz. Aşağıdaki mevzû hadislerin başlarındaki ilk numara,

 

Mollâ ‘Aliyyu’l-Kârî’nin, “el-Esrâru’l-Merfû‘ah fi’l-Ehbâri’l-Mevdû‘ah (el-Mevdû‘âtu’l-Kubrâ) / Mevzû Haberlerdeki Kaldırılmış Sırlar (Büyük Mevdû‘ât)” isimli eserinin, 1406/1986 yılı, el-Mektebu’l-İslâmî, Beyrût baskısına;

 

ikinci numara ise,

 

İsmâ‘îl b. Muhammed b. ‘Abdulhâdî el-‘Aclûnî’nin, “Keşfu’l-Hafê’ ve Muzîlu’l-İlbâs ‘an mâ’ştehera mine’l-Ehâdîs-i ‘alâ Elsineti’n-Nâs / İnsanların Dillerindeki, Meşhur Olmuş Sözlerden Gizliliğin Kaldırılması ve Karışıklığın Giderilmesi” isimli eserinin, 1418/1997 yılı, Dâru’l-Kutubi’l-‘İlmiyye, Beyrût baskısına âittir.

 

54/514.   Abdest suyunuza saygı gösterin.

516/2565. Abdestten sonra “innâ enzelnâhu…” (el-Kadr) Sûresi’ni okumak…

576/2926. Âdil bir yönetici zamanında doğdum. (Hz. Peygamber «s.a.v.», Allah’ın hükümleri dışındaki hükümlerle hükmeden birisini “âdil” diye vasıflamaz. el-Huleymî’den naklen el-‘Aclûnî. Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler yerine göre fâsık, zâlim veya kâfirdir. Bkz.: el-Mâide Sûresi, 44., 45. ve 47. âyetler. ym)

—/956.    Akik yüzük takın. Çünkü o, fakirliği giderir.

595/3068. Ali’den (r.a.) başka genç, Zulfikâr’dan başka kılıç yok.

565/2836. Âlimin mürekkebinden bir nokta, Allah’a yüz şehit elbisesinin terinden daha sevimlidir.

567/2838. Âlimin uykusu ibâdettir.

562/2810. Âlimin yüzüne bakmak, Allah’a altmış yıllık oruç ve kıyâm (namaz) ibâdetinden daha sevimlidir.

429/2274. Âlimlerin mürekkepleri, şehitlerin kanlarından daha faziletlidir.

21/186.   Allah dünya semâsına inmek istediğinde Arşı’ndan zâtıyla iner (hâşâ).

85/755.   Allah (gramer açısından) hatalı duâyı kabul etmez.

484/2462. Allah, kardeşi için kuyu kazan kişiyi yakında o kuyuya düşürür.

212/1368. Allah, kardeşim Hızır’a rahmet etsin. Yaşıyor olsaydı beni ziyâret ederdi.

107/822.  Allah’ın yarattıklarının ilki akıldır.

223/1443. Ashâbıma sövmek affedilmeyen bir günahtır.

372/2072. At üzerinde bile gelse dilenci için bir hak vardır.

423/2254. Beni ne arzım kapsadı ne de semâm. Fakat mü’min kulumun kalbi beni kapsadı. (Te’vîl edilmezse bu söz hulûldür. Hulûl ise zaten küfürdür. ‘Aliyyu’l-Kârî ve Muhammed b. Lutfî es-Sabbâğ)

264/1608. Bir âlimin arkasında kılınan namaz dört bin dört yüz kırk namazdır.

479/2447. Bir âlimle oturup - kalkan, bir nebîyle oturup - kalkmış gibidir.

138/998.  Bir dirhem miktarından (kan) namaz iâde edilir.

141/1002. Bir saatin tefekkürü, bin senenin ibâdetinden hayırlıdır.

185/1196. Dîninizin yarısını Humeyrâ’dan alın. (ez-Zerkeşî, el-Mu‘teber isimli kitabının 33. sayfasında şunları zikreder: “Bana bunu, hocamız İbn Kesîr (r.a.), hocası Ebu’l-Haccâc el-Mezzî’den zikretti, şöyle diyordu: Sünen-i Nesâî’deki oruç hakkındaki hadis hariç, içinde Humeyrâ’ zikredilen her hadis bâtıldır. Ben de dedim ki (yani İbn Kesîr): …ve Nesâî’deki diğer bir hadis: ‘Habeşliler oynayarak mescide girdiler. Bana: «Ey Humeyrâ’! Onları seyretmek hoşuna gider mi?» dedi.’ Bunun isnâdı sahîhtir.”)

35/309.   Dört şey dört şeye doymaz: Yeryüzü yağmura, kadın erkeğe, göz bakmaya, âlim ilme.

339/1935. Düşmanını Allah’a isyân ediyorken görmesi, zafer olarak kişiye yeter.

4/53.     Ebû Hanîfe (r.a.) ümmetimin ışığıdır.

569/2837. Elle nikahlanan lanetlenmiştir.

488/2486. Ellerini kaldıranın namazı yoktur.

—/971.    Evlenin, boşanmayın. Boşanma sebebiyle Rahmân’ın Arş’ı titrer.

320/1833. Fakirlik, kendisiyle övündüğüm övüncümdür.

522/2586. Geceleyin namazı çok olanın, gündüzleyin yüzü güzel olur.

103/797.  Gül, Nebî’nin (s.a.v.) / Burak’ın terinden yaratılmıştır.

561/2809. Güzel yüze bakmak ibâdettir.

83/713.   Halîl İbrâhîm’in (a.s.) ve Ebû Bekr es-Sıddîk’ın (r.a.) cennette sakalları vardır.

324/1842. Harekette bereket vardır.

433/2285. Hastanın iniltisi tesbîh, bağırması tekbîr, nefesi sadaka, uykusu ibâdet, bir yandan diğer yana dönmesi ise Allah yolunda cihattır.

590/2989. Hastaymış gibi yapmayın hasta olursunuz, kabirlerinizi kazdırmayın ölürsünüz.

351/1986. Her yasak tatlıdır.

50/459.   İbâdetin en fazîletlisi en zor olanıdır.

457/2404. İki günü eşit olan ziyâna uğramıştır. Kimin de günü dününden şerliyse lânetlenmiştir.

—/397.    İlim Çin’de de olsa alınız. Muhakkak ki ilim talebi her Müslüman üzerine bir farzdır. (Zayıf olduğunu söyleyenler de vardır. Bkz.: Keşfu’l-Hafê’…)

552/2789. İnsanlar yöneticilerinin dîni üzeredir (Allah’a sığınırız).

584/2988. İşediğiniz tuvalette abdest almayın. Muhakkak ki mü’minin abdesti, iyilikleriyle beraber tartılır. (Bu sözdeki “vudû’ ” kelimesi iki kaynakta da vâvın dammesiyledir. “vadû’ ” şeklinde fethalı olsaydı, “mü’minin abdesti” yerine “mü’minin abdest suyu” manasına gelirdi ki, bu daha uygundur. Her hâlükârda hadis mevzûdur. Allah en iyi bilendir. ym)

—/213.    İşlerinizde çıkmaza girdiğinizde kabir ashâbından yardım dileyin. (İbn Kemâl Paşa’nın el-Erbe‘în’inde, senetsiz olarak rivâyet edilmiştir. Senedi olmayan hadis mevzûdur. Zaten bu söz, manası itibarıyla şirktir. Fâtihâ Sûresi’ni okuyup duran birisinin, İslâm’ın, Allah’tan başkasından da yardım dilenebileceğini onadığını iddiâ etmesi hayret vericidir. ym)

296/1738. (Kadınların) Akılları ferçlerindedir.

240/1527. Kadınlarla istişâre edin ve onlara muhalefet edin.

331/1882, 1883. Kalp Rabb’in evidir.

461/2550. Kâmeti tekleyen bizden değildir.

11/86.    Kendisine iyilik yaptığın kişinin şerrinden sakın.

508/2536. Kim âşık olur, iffetini korur, gizler ve böylece ölürse şehit olarak ölür.

498/—.    Kim bir cenazenin namazını mescitte kılarsa hiçbir sevap alamaz.

475/2429. Kim bir kadınla malı için evlenirse, Allah onu kadının malından ve güzelliğinden mahrum bırakır.

519/2574. Kim bir ramazanın son cumasında farz namazlardan birini kaza ederse bu, ömründeki yetmiş yıllık kazaya kalmış namazların hepsi için yeterli olur. (Bu mevzû hadis, aynı zamanda Ümmetin icmâ‘ına da muhaliftir; kesinlikle batıldır. ‘Aliyyu’l-Kârî)

477/2438. Kim mescitte bir dünya kelâmı konuşursa, Allah onun kırk yıllık amelini boşa çıkarır.

482/2455. Kişi bilmediğinin düşmanıdır.

104/799.  Konuşmak gümüşten ise susmak altındandır.

354/2024. Kuyruk ol baş olma.

211/1360. Küçük cihattan büyük cihada döndük. “Büyük cihat nedir?” dediler. “Kalbin cihadıdır.” dedi. (Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Hayber Savaşı dönüşünde bunu söylediği iddiâ edilir. Halbuki asıl cihadın, kılıçların şakırdaması olduğuna delâlet eden âyet ve hadisleri, burada belirtemeyeceğimiz kadar çok olduğundan ve bahsimizin konusu olmadığından belirtmiyoruz. Bu sözü asıl cihadı engellemek için kullananlar, —bu sözün sahîh bir hadîs olduğunu varsaysak bile— Hz. Peygamber’in (s.a.v.) küçük cihattan başladığını göz ardı etmemelidirler. ym)

171/1119. Mescitte konuşmak, hayvanın otu yediği gibi iyilikleri yer.

267/1602. Misvaklanılarak (kılınan) bir namaz, misvaklanılmaksızın (kılınan) yetmiş namazdan daha hayırlıdır.

—/1884.   Mü’minin kalbi Allah’ın Arş’ıdır.

557/2798. Nebî (s.a.v.) yerin altında iken bin (yıl) geçmez (kıyamet kopar).

506/2530. Nefsini bilen Rabbi’ni bilir.

539/2668. Ölmeden önce ölünüz.

112/872.  Patlıcan ne için yenirse onun içindir.

467/2402. Râzı edilmek istenen râzı olmazsa şeytandır. Kızdırılmak istenen de kızmazsa eşektir.

306/1770. Sâlihlerin zikri sırasında rahmet iner.

263/1601. Sarıkla (kılınan) bir namaz yirmi beş namaza denk gelir. Sarıkla (kılınan) cuma, yetmiş cumaya denk gelir. Sarığın içinde (kılınan) namaz, on bin hasenedir.

524/2596. Satranç oynayan lanetlenmiştir.

230/1484. Selâmet uzlettedir.

385/2121. Sen olmasaydın felekleri yaratmazdım.

162/1094. Seven sevdiğine azap etmez.

376/2085. Sizden biri bir taşa olan zannını güzelleştirse, Allah onu bununla faydalandırır. (Bu, zanlarını taşlara güzelleştirerek putlara tapanların sözlerindendir. İbnu’l-Kayyım)

343/1942. Sofrada konuşmak (ile ilgili tüm hadisler).

8/73.     Soğuktan sakının. O, kardeşiniz Ebu’d-Derdâ’ı öldürdü.

591/3054. Söyleyene değil söylediği şeye bak.

440/2311. Üç sefer mazmaza ve istinşak cünüp için farzdır.

150/1031. Üç şeye güvenilmez: Dünya, sultan, kadın…

298/1742. Ümmetimin âlimleri İsrailoğulları’nın nebîleri gibidir.

580/2882. Ümmetimin helâki fâcir olan âlim ve câhil olan âbiddir.

17/153.   Ümmetimin ihtilafı rahmettir.

164/1100. Vatan sevgisi imandandır.

528/2604. Yanında (verecek) sadakası olmayan, Yahûdîler’e lanet etsin.

619/3212. Yâsîn (Sûresi) ne için okunursa onun içindir.

592/3067. (Yemek) Yiyene selam yoktur.

262/1601. Yüzükle (kılınan) namaz, yüzüksüz (kılınan) yetmiş namaza denk gelir.

219/1408. Zahmet rahmettir.

222/1436. Zeydiyye bu ümmetin Mecûsîleri’dir.

575/2917. Zinâdan doğan cennete giremez.[2]





   Kaynak:
[1]:Daha Fazla Bilgi Edinmek İsteyen yazarların..:Mevzu Hadis kitabına bakabilirler..:Yazarlar:Sabahattin YILDIZ-İsmail KAYA:..:
[2]:www.elmuslimun.com Yasin Manisalı






“Hadis Fihristini online okuyabilir, facebook, twitter gibi diğer sosyal ağlarda paylaşabilir, bilgisayarınıza indirebilir, ödev ve tezlerinizde kullanabilir ve siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin site ve bloglarınızda yayınlayabilir ve kopyalayıp, çoğaltabilirsiniz. Eraykitap En iyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir